“O zaman el yordamıyla anladığım şey, sol tamamlanmış bir şey değildi. Zamanla “Tamam budur.” Diyeceğimiz bir şey de değildi. Başlangıçsız ve sonsuzdu. Tıpkı deli bir nehirdi. Zaman zaman menderesler çizerdi. Yoluna çıkan kayanın tepesinden aşamazsa etrafından dolaşırdı..”
“Sol; aşk, şiir ve kavgaydı. Çünkü evrende aşık olacak çok güzel, uğruna şiir yazılacak çok güzellik ve kavga edecek çok puşt vardı..”
“Yarın ölebilirim, kendimi tanıyamadan.”
-Sadık Hidayet
Belki çok sevdiğim o kediyi okşarken, hiç kaçırmadığım o halısaha maçlarında, rıhtımda, sandal içinde. Belki bir bebeğin gözlerine bakarken ya da uykunun en tatlı yerinde.
Koşarken, yürürken, dururken...
Ölebilirim ben, ölebiliriz hepimiz..
Ama en kötüsü nedir bilir misin? Tanıyamamak kendini. Sen tanı kendini! Ölüm gelmeden..