Bu kitabı okurken akademik bir metinden çok, merak uyandıran bir sohbetin içindeymişim gibi hissettim. Yazar, cinsiyet kavramının hayatımızdaki yeri, kadın ve erkeğin biyolojik farklılıkları, çocuklara ve gençlere cinsellik eğitiminin önemi ile hormonların davranışlarımız üzerindeki etkileri gibi konuları bilimsel temellere dayanarak ele alması, kitabı ilgi çekici hale getirmekte.
Kitapta geçen “Evet, yaklaşık bir buçuk milyar sene önce tam olarak nasıl olduğunu bilmediğimiz bir biçimde eşeyli üreme sistemi beliriverdi” (sf.107) cümlesi ise beni özellikle düşündürdü. Bu ifade, bilimin her soruya kesin yanıt veremeyebileceğini kabul eden samimi bir yaklaşımı yansıtıyor. Bence bu yönüyle kitap, yalnızca bilgi aktaran bir eser olmanın yanı sıra okuyucunun hem kendisiyle hem de bilimle kurduğu ilişkiyi sorgulamasını sağlıyor.