Ölümsüz gibi yaşıyoruz.
Bekliyoruz: aşkı, geleceği, sınav sonuçlarını, güzelliklerin ayağa gelmesini, acı çekmemeyi…
Ya her an ölecek gibi yaşasak?
Tedirgin mi olurduk? Deli mi olurduk?
Deliliğin tek tanımı var mı?
Topluma uyum sağlayalım derken toplumdaki yanlışları görmezden mi gelelim?
Biraz dağıtmam gerek ya da kendime gelemedim sözlerini ne çok kullanırız iç geçirmelerimizde.
Her an, her yaşanan bize acı yaşatmamışsa iyidir, güzeldir diyoruz.
Olumsuzluklardan bize iyi gelen olmaz mı?
Bu soruların yanıtlarını bir parça da olsa bulabileceğimiz bir eser “ Veronika Ölmek İstiyor”
Kitaptan bazı alıntılar bırakıyorum. Bakalım size de iyi gelecek, sizi düşündürecek ya da hayatı sorgulatacak cümleler olacak mı?
Ah, bu dünyanın acıları hiçbir şeye benzemez, hemen anlaşılır.
Kimsenin kimseyi yargılayacak durumu yok.
Her insan kendi bilir çektiği acının boyutlarını ya da yaşamında anlamın hepten yok olduğunu.
insanların mutluluk olasılığı ne kadar yükselirse, mutsuzlukları da o kadar artıyor demek.
Deliler çocuklar gibidir, istedikleri yapılmadıkça yerlerinden kıpırdamazlar.
Keşke herkes kendi içsel deliliğini bilse ve onunla birlikte yaşamayı öğrense.
... kırılgan yaşamlarımızın her anında başımıza gelebilecek beklenmedik olayları düşünecek olursak, her yeni gün bir mucizedir.
Keyifli okumalar diliyorum.