Adalet Ağaoğlu’nun okuduğum ilk eseri.
Aysel'in gün içinde saat 07:02den, 08:49a kadar "ölmeye yattığı" otel odasında "kadın" olma ekseninde özellikle, öğretim üyesi ve aydın kimliğinde kendisiyle ve çevresiyle hesaplaşması.
Tanzimat'la başlayan Türk Modernleşme süreci ya da projesinin Cumhuriyet’le beraber kadın cinsiyle de yürütülmesi toplumsal ve hatta siyasal yapıda kırılmalara yol açar.
Bu açıdan Cumhuriyet’in ilk iki nesil kadın erkek profiline baktığımızda sancılı bir geçişi görürüz .
Bu modernleşme aydınlanma sürecinde kadının yerini ve toplumsal bükülmeleri bir köy okulu müsameresinden alıp üniversite kürsüsüne değin taşıyan romanda bir proje kadını olarak bakabileceğimiz Aysel'in üzerinden "Cumhuriyet kadınının tarihini" okuruz.
Ankara'nın bir köyünde Cumhuriyet'e tutkuyla bağlı Dündar Öğretmen'in yongasından çıkan Ali , Aysel, Ertürk, Semiha ile ilçenin yabancıları Kaymakamın, savcının çocukları Aydın, Sevil.
Üzerinden dönemin 30 yıllık panoramasını izlediğimiz eserde dış dünyada olup bitenler, ülkemizde boy vermeye çalışan ideolojiler, ekonomik darlıklar, gelenek ve modernlik çatışmaları ve daha birçoğu doğal, abartısız neredeyse tarafsız bir gözle ele alınır.
İlhan ve Namık karakterlerinde ideolojilerin alt yapısı olmadan bir nesle dayatılması sonucu ortaya çıkan hezeyanları görmek mümkündür.
Yazarın (sayfa 240'ta )Rus mujikleri üzerinden yaptığı tespitle sindirilmemiş fikirlerin ve eylemlerin toplum üzerindeki etkilerini göstermek amacıyla yaptığı dolaylı eleştiri son derece çarpıcı ve önemlidir.
Ekonomik standartların her dönemde her türlü algıyı yönettiğinin ve kadersel yolları belirlediğinin de altı çizilir.
Tüm bunlar bir yana, esasında yazar bu süreçte