Politikacısı, sosyalist, ümanist, yan geldimci, hâttâ milliyetçi aydını ile, batı çıkmazı içinde kaybolmuş zavallılar kafilesinin, zorla öldürülen büyük Osmanlı’nın mirasçısı Türklüğe biçtikleri zulümlü kaderin, bu kitap edebi hikayesidir.
Bir medeniyetin, baştanbaşa haysiyet olan bir medeniyetin, çakal sürülerine karşı müdafaası.
Yeni nesillerin, geçmiş nesillerin hatalarına düşmemek, günahlarına bulaşmamak için, ışık tutan bu kitabı okumalı.
Ve son olarak bir Alev Alatlı sözü ile bitirip keyifli okumalar dilerim.
”Düşüncenin her korkudan azad olduğu bir ülke
Bir ülke ki insanları dimdik
Dünya duvarlarla bölünmemiş
Kelimeler gönlün derinliklerinden fışkırır
Emek kemale uzatır kollarını
Aklın ırmağı, alışkanlıkların karanlık çölünde kuruyup gitmemiş
Ne olurdu Tanrım? Benim yurdum da böyle bir ülke olsa!...”