Sen, gün ortasında hüzünlere bağdaş kuran; anıları yaadedip, acıları tazeleyen kadın!
Sen, eskimiş virane evlerin küf kokan odalarında çocukluğunu gezdiren.
Sen, sandıklardaki naftalin kokusuyla annesinin yazmasını, yazgısını kendi bahtına yamalayan; üstü başı keder kokan kadın!
Yüzündeki çizgilerde her biri suskun bir ah gizli.
Bazen elinde bazen cebinde ve en çok da yüreğinde biriktiren eskici kadın, bırak herşeyi. Eskide kalsın. Sen, aydınlık yolların ve yarınların bekçisi olacak kadar olgunlaştın.
Gülten Alp