Nisan ayının son kitabı biri kısa diğeri uzun iki öyküden oluşuyor.
.
Kitaba ismini de veren ilk öyküde, istenmeyen, evlilik dışı bir çocuğun babaanne evinde besleme gibi büyütülmesi anlatılıyor. Bu öykünün tiyatro uyarlamasını yıllar önce izlemiştik. Hatırladıkça hâlâ burnumun direği sızlar. Çok başarılı bir oyun, tek kişilik muhteşem bir şölendi.
.
İkinci öykü yine 1950li yıllarda geçiyor. Orta halli sayılabilecek bir ailenin ardı ardına yaşadığı üzüntüler, kayıplar arasında bir kız çocuğunun kendisinin, çevresinin, dünyanın farkına varma süreci...
.
İki öykünün ortak yanı küçük kız çocuklarının gözünden anlatılmış olmaları ve keder... İkinci öykünün sonunda kızın büyüdükten sonra dönüştüğü kişi beni şaşırtı.
.
.
.
.
.
Nobel ödüllü yazar Olga Tokarzcuk'dan çok güzel bir kitap okuduk . Hayvanların yaşam hakkının da insanlarınki kadar değerli olduğunu avaz avaz haykıran bir kitap. "Av sporu" denen iğrençliği, zevk olsun diye hayvan öldürmeyi, hayvanları savunmaya çalışan yaşlı bir kadına çatlak gözüyle bakan insanı anlatan bir kitap.
.
.
Küçük bir kasabada bazı insanların art arda öldürülmesi, cinayetlerin çözülmeye çalışılması ön planda olsa da asıl anlatılmak istenen, hikâyenin fonunda. Bugünlerde üst üste okuduğum "insanın doğaya verdiği zarar ve doğanın varlığını sürdürme çabası" konulu kitaplar, tam da bu dönemde daha derin etkiledi beni. Yazarın arakterler üzerinden dile getirdiği başka konulardaki pek çok fikri de doğru buldum. Bu arada Koşucular'dan çok daha kolay okunur ve anlaşılır olduğunu da söyleyeyim.
.
Alıntı:
.
Uzun yıllar süren mutsuzluk, Kişiyi ölümcül bir hastalıktan dha çok yıpratır.
.
Dünya acıyla dolu bir hapishanedir, öyle inşa edilmiştir ki yaşamak için insanın diğerlerine acı çektirmesi gerekir.
.
Doğanın bakış açısına göre, hiçbir yaratık yararlı ya da yararsız değildir. Bu insanlar tarafından yapılan aptalca bir ayrımcılıktır.
.
Sevgiyle kalın
.
.