Kuantum mekaniğine göre, madde ve enerji (örneğin atomik parçacıklar ve ışık dalgaları) süreksiz sıçramalarla değişime uğrayan birliklerden ya da elektronlar ve fotonlar gibi quantalardan oluşur.
Böyle olayları öngören yasalar yapısal yasalardır.
Onlar bireysel vakalardaki değişimleri değil, bir dizgeler bütünündeki değişim olasılıklarını belirlerler.
Madde ve enerjinin temel birliklerinin hem parçacık hem de dalga özellikleri olduğu için, eğer ölçüler bu özelliklerden biri için kesin ise, diğeri için kesin değildir..
Görünürde zıt olan bu özelliklerin birlikte var olması Heisenberg'in belirlenimsizlik ve Bohr'un tamamlayıcılık ilkeleri ile açıklanır..
Quantanın bölünmesini betimleyen yasalar Pauli'nin, (foton dalgaları gibi) kimi quantalara ilave yapılabilirken (elektron dalgaları gibi) kimilerine de yapılamadığını gösteren, dışarıda bırakma ilkesine dayanır.
Engelleyici yasaların varlığını gösteren basit parçacık dönüşümlerindeki oluşsuzluk, olabilecek olana ve olması gerekene izin veren yasalara değil de, bunları yasaklayan yasalara dayanır.
Onlar, sadece yasaklanmış olmayan bir şeyin olmasına izin veren yasalardır..
Kuantum fiziğinde bu paradoks şeylerin temel düzensizlikleri ile açıklanmaktadır.
Bugün bilim, düzenin altındaki bir kaostan -ya da bir anlamda aynı şey demek olan kendisinden daha derin ve temel olan bir kaosun üstüne yerleştirilen bir düzenden- söz eden bir görüşü temsil ediyor..
Kuantum fiziğinin değişim kavramları bir çok açıdan Foucault'un arkeolojik kavramlarına benzer.
Nitekim, Foucault'un arkeolojileri de bireysel vakalardan ziyade sistemleri betimleyen yapısal kurallar üzerine kurulmuştur.
Foucault'un betimlemeleri söylemlerin oluşumunda kesinliklere değil olanaklara işaret eder..