h̷i̷ç̷ ོ

h̷i̷ç̷ ོ
。゚゚・。・゚゚。 ゚。ɑⵢ̧ƙı  ゚・。・ bulamazsan eğer ömrün yarısı dağınık ve perişan diğer yarısı ah ile pişman geçer!
Ketojenik Diyet Adaptasyonu..
Ketojenik Diyet Adaptasyonu.. Aslında, vücudumuz mükemmel bir yağ yakma makinesi iken, yanlış beslenmeden dolayı, yıllar içinde şeker yakma makinesine dönüşmüştür. Biraz irade gücümüzü kullanır ve biraz da kendimizi zorlarsak, vücudumuzu 3 ila 6 hafta içerisinde, yeniden yağ yakma makinesi haline getirebiliriz.. Yağ alımında ise karbonhidrat ve proteinde olduğu gibi gr. cinsinden bir sınırlama yoktur.. Siz sakın ola ki kendinizi yağ yemeye zorlamayın, çünkü; herkesin bir yağ yeme toleransı var. Siz; sadece bünyenizin kaldırabildiği kadar yağ tüketin yeter. Ve şundan emin olun ki; kan yağlarınızda en ufak bir kötüleşme dahi olmayacaktır. Tam aksine; ketojenik diyetle kan trigliseridiniz düşecek, iyi kolesterol HDL’niz artacak ve karaciğer yağlanması sorununuz 6 ila 12 ay içinde ortadan kalkacaktır.. Avokado çok yağlı bir meyvedir. Yağı da çok değerlidir. Monoansatüre yağ oranı ise tıpkı zeytinyağı gibi fazladır. Açlığınızı bastırmak için bir adet avokado doğrar, üzerinde de biraz zeytin yağı gezdirirseniz mükemmel olur.. Diğer bir önerim de keten tohumu ekmeğidir. Keten tohumu içerisinde karbonhidrat miktarı çok azdır. Sizler; evlerinizin mutfağında, öğütülüp un haline getirilmiş keten tohumuna, yumurtayla süt ekleyerek ve biraz maya ile karıştırarak, rahatlıkla 40-50 gr küçük ekmek topları yapabilirsiniz. Keten tohumu Omega-3 deposudur. 0-3/0-6 oranı; 5/1'dir.. Bu harika bir orandır ve üstelik keten tohumu çok da lifli bir besindir. Bu yüzden 40-50 gr. bir adet ekmek topu bizim için yeterlidir.. Yeri gelmişken Hindistan cevizi yağı ketojenik diyet yapanların sıklıkla kullandığı bir yağ çeşidi olarak kesinlikle tavsiye ediyorum.. Doymuş yağdır. Orta zincirli (MCT, Medium Chain Triglycerides) yağ asidi yapısı nedeniyle çok hızlı bir şekilde keton cisimlerine
Sayfa 160·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ketojenik Diyet Adaptasyonu..
Ketojenik Diyet Adaptasyonu.. Yükleme fazı dediğimiz ilk 3 ila 6 haftalık bölümde, günlük gıdalarla aldığınız karbonhidratları 20 gr. altına çekmelisiniz. Karbonhidratların da ağırlıklı olarak bitkilerden geldiğini temel bir bilgi olarak aklınızda tutmaya çalışın. Aldığımız karbonhidratların kaynağı, kesinlikle rafine şeker ve buğday ürünlerinden gelmemelidir. Lütfen panik yapmayın, çünkü; ömür boyu karbonhidrat sınırlaması yapmayacağız. Daha sonra anlatacağım gibi ilerleyen aylarda veya yıllarda (yaklaşık olarak ketojenik adaptasyondan 1 yıl kadar sonra) kontrollü olarak günlük karbonhidrat tüketim miktarınızı 20 ila 100 gr. seviyesine çıkartabiliriz.. Şimdilik bu ilginç diyete giriş bölümündeyiz ve en başından itibaren kararlı ve disiplinli hareket etmek zorundayız. Şeker, tatlı, bal, pekmez, nar ekşisi, çikolata, meyve suyu, gazlı içecekler, pirinç, bulgur, patates ve tüm buğday ürünleriyle vedalaşmalısınız. “Bir lokma, azıcık, çeyrek dilim, bir tatlı kaşığı, tadımlık, vb.” gibi laflar, içimizdeki şeytanın oyunundan başka bir şey değildir.. Lütfen 3 ay süreyle hiçbir şekilde meyve yemeyin. Meyvelerden alacağınız tüm o mineraller, vitaminler, antioksidanlar ve lifler, tüm sebzelerde olduğu gibi; ette, yumurtada ve süt ürünlerinde de vardır.. Ketozis evresine girdiğinizde de meyve yemeye hafif hafif tekrar başlayabilirsiniz. Ama ilk 3 ay biraz sabır ve çokça da irade gereklidir.. Kuru fasulye, nohut, mercimek vb. gibi bakliyatların tüketimine çok karşı değiliz. Ancak bu yiyecekler çok yüksek karbonhidrat içeriyor. Biliyorsunuz ki bu diyetin ilk yılında, günde 20 gr.’dan fazla karbonhidrat tüketmiyorduk. Bakliyat gruplarını da soframızdan ilk 3 ay kesinlikle uzak tutmamız gerekiyor.. Ekmekten sonra hastalarıma bıraktırmakta en çok zorlandığım gıdalardan biri de
Sayfa 158·Kitabı okudu
Ketojenik diyet, aslında çok zor bir diyet değildir. Aslında diyet demek de çok doğru olmayabilir çünkü bu bir yaşam biçimidir. Fakat bizim ülkemizde değişik bir beslenme tarzının adının arkasına hemen bir diyet lafı ekleniveriyor ve bu beslenme ve yaşam tarzının adı, bir anda “bilmem ne diyeti” oluyor.. Madem ki öyle, biz de adet yerini bulsun diyelim ve bu ilginç yaşam biçimine, daha anlaşır olması için; “ketojenik diyet” diyelim.. Bu diyette de diğer diyetlerdeki gibi -yediğiniz yiyecekler konusunda- kısıtlamalar var elbette. Ancak, bu diyeti diğerlerinden daha üstün tutan çok önemli bir şey de var; bu diyette hemen her zaman tok olacaksınız. Ketojenik diyete bir kez adapte olursanız, bunu yaşam boyu rahatça sürdürme imkanınız vardır.. Ketojenik diyetin temel amacı; sizi şeker yakma makinesi pozisyonundan çıkarıp, yağ yakma makinesi durumuna getirmektir. Gıdalardan aldığımız kalorinin; %70 ila 80’ini yağlardan, %10 ila 15’ini proteinlerden ve %5 ila 10’unu karbonhidratlardan sağlarsak, vücudumuzda çok olumlu ve ilginç gelişmeler olur..
Sayfa 150·Kitabı okudu
Düşük karbonhidratlı beslenmeyi ve ketojenik diyeti halkına resmi anlamda ilk öneren ülke İsveç’tir.. Düşük karbonhidratlı beslenmede, karbonhidrat miktarı ketojenik diyetteki kadar katı değildir. Günlük karbonhidrat alımı yaklaşık olarak 100 gr. kadardır.. Ketojenik Diyet
Ketojenik Diyet ve Kanser..
Ketojenik Diyet ve Kanser Günlük hayatımızda, çocukluğumuzdan beri hemen her gün, vücudumuzda kanser hücreleri oluşur. Her gün ortalama 60.000 kanser hücresi ister istemez oluşmakta. Günlük oluşan kanser hücrelerinin sayısal çoğunluğu ilerleyen yaşla beraber artmaktadır. Vücudumuzun mükemmele yakın savunma sistemi, günlük oluşan bu baş belası hücreleri her gün denetimden geçirir ve ortadan kaldırır. Ancak, bir taraftan dengesiz ve şuursuz beslenmenin bir sonucu olarak vücuda; bol şeker, bol insülin, üzerine de bonus olarak IGF-1 yükleyerek savunma sistemini zayıflatmamız, ortamdaki Omega-3’ün azalması, Omega-6’nın çok yüksek oranda olması, gıdalarla aldığımız kötü okside yağlar, küçük küreli LDL’nin kanda artması, hava kirliliği, radyasyon, gıdalarımızda koruyucu özelliği olan konjuge linoleik asit oranının azalması, üretici firmaların daha çok ürün ve daha uzun raf ömrü kaygısı için tükettiğimiz gıdalara katkı olarak eklediği kimyasallar bünyemizi mahvetmektedir. Bu güne dek, sadece beslenme ile ilgili olarak, yüzlerce çalışmayı gözden geçirdim ve şunu net olarak gördüm; beslenmenin düzeltilmesiyle kanser belası %60 ile %80 oranında bertaraf edilebilmektedir.. Tıbbi literatürlere göre, beslenmede karbonhidrat kısıtlamasının veya ketojenik diyetin olası faydaları ile ilgili sonuçlar şu şekilde özetlenebilir; 1- Tümü değil, ancak bir çok kanser hücresi glikoza bağımlıdır. Ortamda yakıt olarak bol insülin ve IGF-1 de bulursa kanser genişler, büyür ve hatta yayılabilir. Kanser hücresinin kendisi de prüvat salgılayarak karaciğerde glikoneogenezisi ateşler. Böylece kan şekeri, yemek yenmese dahi yüksek kalır. Tabii ki buna bağlı olarak insülin de. Buna “Warburg Etkisi” denilmektedir.. 2- Yukarıda da belirttiğimiz gibi; şeker hastalığı henüz gelişmemiş ‘’meta.bolik
Sayfa 145·Kitabı okudu