h̷i̷ç̷ ོ

h̷i̷ç̷ ོ
。゚゚・。・゚゚。 ゚。ɑⵢ̧ƙı  ゚・。・ bulamazsan eğer ömrün yarısı dağınık ve perişan diğer yarısı ah ile pişman geçer!
Ketojenik Diyet..
Ketojenik diyet; tip 2 diyabetli hastalarda kesinlikle çok faydalıdır. Yeni tanı konulan tip 2 diyabetli hastalarıma kesinlikle ilaç vermem. Bu hastalarıma iki seçenek sunarım; “ya ömür boyu ilaç kullanacaksın, ya da beni iyi dinleyip hayatını ketojenik diyetle sürdüreceksin” derim.. Hastam, eğer beni dinler ve ketojenik diyete girebilirse, zaten kendisini bu hastalıktan kurtaracak ve hayatı boyunca da hiç şeker ilacı kullanmak zorunda kalmayacaktır.. Diyabetli hastaların, ketojenik diyet tecrübesi olan hekime danışmadan ilaç bırakması da hiç doğru değildir. Teknik bir konu olduğu için hata yapılabilir..
Sayfa 140·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ketoasidozis..
Ketoasidozis.. çocukların tip 1 diyabetine bir göz atalım; çocukluk çağı diyabetinde, çocuk herhangi bir yaştayken pankreasın insülin yapan hücreleri, bir gün hiç insülin üretmemeye başlar. Kan insülini sıfırdır, çocuk bunun farkında değildir ve normal beslenmesine devam eder. işte o zaman ketoasidozis kendiliğinden oluşmuş olur. ilk günden beynin glikozu aniden kesilir (oysa bu sırada vücutta kan şekeri yüksektir, ancak insülin sıfır seviyesinde olduğundan beyne giriş yapamaz); glukagon artar ve yağ dokusundaki yağlar derhal serbestleştirilir. çocuğun bundan haberi bile yoktur. Bu nedenle “normal diyet” dediğimiz bol karbonhidratlı beslenme devam ettiğinden, kana yeni glikoz gelmeye devam eder ve çocuğun kan şekeri daha da yükselir. Ancak, bu sırada pankreas insülin üretmediğinden ne beyin, ne de karaciğer kan şekerini kullanamaz (eritrositler insülinsiz şekeri kullanabildiklerinden sorun yaşamazlar). Diğer organlar da bünyede insülin olmadığı için kan şekerini kullanamazlar ancak, onların yağ asidini kullanma gibi süper bir yetenekleri/avantajları vardır (yağ asitlerinin hücre içine girebilmesi için insüline gerek yoktur). Bu yüzden diğer organların olayın tehlikesinden haberi bile olmaz. Vücudun enerji sisteminin devam ettirilmesi, tek başına yağlara dayanmaktadır. insülinin olmaması ve glukagonun da çok yüksek seviyelere çıkmasından dolayı, karaciğer müthiş bir keton üretimine başlar ve ketonlar 20 milimol/L gibi tehlikeli seviyelere ulaşır. Bu durum birkaç gün daha devam ettiğinde ise kan asit seviyesi kabul edilebilir sınırların altına düşer ve kanın PH değeri 7.2 olur (Normal değer ise 7.4’dür. PH değeri düştükçe ortamın asitlik derecesi de artar). insülin yokluğundan dolayı karaciğere glikoz girişi de sıfır olduğu için, karaciğer ortamda glikoz olmadığını
Keton nasıl sentezlenir..?
Keton nasıl sentezlenir..? Gıdalarla glikoz girişini durdurursak, kan insülin değerimiz düşer ve pankreastan glukagon isimli hormon salgılanmaya başlanır; glukagon, yağ dokusuna “yağları çöz ve hemen kana karıştır” talimatını verir; bu emir üzerine yağlar yavaş yavaş çözülmeye başlar.. Ancak, beyin dokusu tüm uğraşılarına rağmen bu yağları içeri çekip, doğrudan yakıt olarak kullanamaz. Bunu bilen ve zaten önceden glukagon tarafından da bilgilendirilen karaciğer, beyin için iyi bir alternatif yakıt türü olan keton cisimlerini hemen sentezlemeye başlar.. Keton cisimleri yağların karaciğerde daha küçük parçalara ayrıştırılmasından oluşur, kana karıştırılır ve başta beyin olmak üzere tüm hücrelerin kullanımına sunulur.. Esasen keton cisimleri tüm vücut sistemi tarafından kullanılır ancak glikoz yokluğunda, özellikle beyin keton cisimlerine adeta bağımlıdır.. Ketojenik diyette olduğu gibi glikoz alımı yok denecek kadar az seviyelerde olursa (20 gr./gün), yaklaşık 3 hafta içerisinde beyin hariç diğer tüm dokuların, ketonlara artık neredeyse hiç ihtiyacı kalmaz. çünkü; onlara kandan gelen yağlar zaten yetmektedir. Ketonlar, büyük bir saygıyla sadece beynimizin kullanımına bırakılır. işte biz buna; ketojenik adaptasyon diyoruz. Ketojenik adaptasyon, bünyeye bağlı olarak; bazı insanlarda 3 hafta, bazı insanlarda ise 6 hafta kadar sürebilir. Adaptasyon sırasında ise; kan keton seviyelerindeki artışa bağlı olarak, ilk zamanlarda hafif bir üşüme-titreme hali, bu diyeti yapan kişilerde görülebilir.. Bu semptomlar genellikle hafif bir durum olup, 1 ila 2 gün içerisinde kaybolur. Bu dönemde mineralden zengin bol et suyu içeren çorba içilmesi durumunda ise şikayetler azalabilir.. 3 haftalık adaptasyonun ilk günlerinde, kanda yoğun olarak ‘aseton’ isimli keton cismi ortaya
Keton nedir?
Keton nedir? 5- Bir de hangi organ hangi yakıtı (enerjiyi) kullanıyor bunun da kesinlikle bilinmesi gerekiyor. çünkü; ketojenik diyeti anlamamız açısından bunları bilmemiz çok önemlidir.. Biliyorsunuz ki, en önemli organımız beynimizdir. Beynimiz yakıt olarak glikoz ve keton cisimlerini kullanır. Yağ asitleri büyük yapılı olduğu için, kan beyin bariyerini aşamadığından ötürü, yağ asidini olduğu gibi doğrudan kullanamaz. Ancak, yağlar karaciğerde ketonlara çevrilirse, ketonları kullanmayı da çok sever. Beyine sadece karbonhidrat verirseniz %100 glikoz olarak kullanabilir. Ancak, bu durum ketojenik diyette ketonların lehine bir değişim gösterir. Beyin, -glikozsuz ortamda- ihtiyaç duyduğu yakıtın %80'ini ketonlardan ve kalan %20'sini de glikozdan alacak şekilde dönüşüm gösterebilir. işte bizim, “Ketojenik Diyet” uygulama amacımız da zaten bu. Beynimizin ihtiyacı olan enerjinin %100'ünü glikozdan değil de, %20'sini glikozdan almasını, kalan %80'lik kısmı ise ketonlardan karşılamasını sağlamak. Buy sayede hep tok kalacak, hiç acıkmayacak. Ketojenik diyette karbonhidratları dışladığımıza göre beyin azıcık da olsa gerekli glikozu nereden temin edecek? Tabii ki glikoneogenezis yolu ile karaciğerden temin edecek.. Şuna emin olunuz ki; beyin keton cisimlerini yakıt olarak kullanırsa çok daha verimli çalışır. Ketojenik diyette olan insanların mental (zihinsel) fonksiyonlarının artması (örneğin; problem çözme yeteneğinin artması, analitik düşünme yetisini geliştirmesi, vb. gibi) bu şekilde açıklanmaktadır.. Keton kullanımı ile atletlerde belirgin bir performans artışı gözlemlenmiştir. Vücut geliştirme sporu yapanlar dahi ketojenik beslenme tarzıyla, protein yıkmadan performanslarını çok üst seviyeye çıkarabilirler. çünkü; tüm bu yakıtlar arasında, vücudumuz için en verimli yakıt
Keton nedir? 4- “Vücudumuzda şekeri stoklayabilecek bir depo var mı?” “Evet var.” Karaciğer ve kas hücreleri şekeri depolayabilir. Ancak bu depoların da bir kapasitesi var. Yaklaşık olarak; 200 gr. kadar glikoz, glikojen ismi verilen bir glikoz ağacına çevrilir ve ihtiyaç durumunda kullanılmak üzere saklanır. Glikojen bitkilerdeki nişastanın karşılığıdır. Bazıları glikojene hayvansal nişasta demektedirler. Kas hücresi, glikojeni kendisine saklar ve kimseyle de paylaşmaz..
Sayfa 130·Kitabı okudu