Vücudumuzda yaklaşık 100 trilyon hücre vardır.
Hücrenin en dışında bir duvar vardır (evin duvarı gibi).
Bu duvar tamamen kolesterol, fosfolipit, sfingolipit vd. gibi yağ bileşenlerinden yapılmıştır.
Bu yağ karışımı, hücreyi bulunduğu ortamdan ayırmaya ve içerisinde bağımsız bir dünya oluşturabilmesine yarar.
Hücrenin içerisinde tıpkı evimizin iç duvarları gibi birbirinden bağımsız alt odalar da vardır.
Bu odalar da yağ duvarları ile ayrılmıştır.
Hücre içerisinde enerji santralleri (mitokondri), protein sentezlenme (endoplazmik retikulum) üniteleri, DNA’nın saklandığı bir çekirdek (nukleos) ve daha sayısız alt odacıklar vardır.
işte bu odacıkların hepsi ama hepsi bir yağ mantosu ile hücre içerisindeki sıvıdan ayrılmaktadır.
Buna yağların kompartmantasyon görevi denir.
Kompartmantasyon; bölmelere ayırmak demektir.
Odacık içerisindeki kimyasal reaksiyonlar ancak bu sayede sağlıklı bir şekilde yürütülebilir.
Aksi halde kaos olur.
Düşünün ki yağlar olmasaydı yaşamın olması mümkün değildir, işte kolesterol bu yapı duvarlarının baş kahramanıdır..