h̷i̷ç̷ ོ

h̷i̷ç̷ ོ
。゚゚・。・゚゚。 ゚。ɑⵢ̧ƙı  ゚・。・ bulamazsan eğer ömrün yarısı dağınık ve perişan diğer yarısı ah ile pişman geçer!
Omega-3
Omega-3 1- Alfa-linoleic-asit (ALA) 2- Ficosapentaenocic asit (EPA) 3- Decosahexaenoic asit (DHA) olmak üzere 3 ana prekürsör (öncül) molekülden sentezlenir. Omega-3 ve ömega-6 esansiyel (temel) yağ asitleri olup; vücudumuz için olmazsa olmazdır. Bu yağ asitlerini sentezleyemeyiz. Kolesterolü kendimiz yapabiliriz ancak Omega-3 ve Omeya-6'yı dışarıdan almak mecburiyetindeyiz. Hücre duvarından tutun da savunma sistemimize kadar hemen her alanda kullanımı mevcuttur.. DHA ve EPA balık yağında bolca bulunur. DHA ve EPA deniz dibinde ve soğukta yaşamaya adapte olmuş deniz bitkilerince sentezlenir. Soğuk denizlerde yaşayan balıklar (hamsi, sardalye, uskumru, somon, vs.) derinlerdeki bu soğuk ortam bitkilerinden yoğun olarak beslendiğinden DHA ve EPA yönünden çok zengin besinlerdir.. Omega-3’ün antienfilamatuar (iltihap önleyici) etkilerinden dolayı, “kanser karşıtı” etkileri de vardır. üstelik antitrombojeniktir yani pıhtı önleyicidir. Kanser hücrelerinin yoğun olarak bizim savunma hücrelerimize salgılattığı ‘’tümör nekrozis faktör’’ (TNF) karşıtı etkileri vardır. TNF; kanser sırasında zayıflayıp (kaşeksi), bitkin düşmemize yol açan önemli nedenlerden birisidir. Omega-3’ün kalp hastalıklarında ritm bozukluklarını önlemesi de bilinen etkilerindendir. Omega-3’ün yüksek trigliserid seviyelerine de olumlu etkileri vardır. Ayrıca hipertansiyon, diyabet, otoimmün hastalıklar, artrit olarak bilinen eklem hastalıklarından korunmada da çok etkili olan, doğal bir besindir..
Sayfa 48·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Rafine Yağlar..
Rafine Yağlar.. Zeytinyağı, tereyağı ve iç yağların dışında ülkemiz mutfaklarına giren çoğu sıvı yağlar rafine edildikten sonra soframızdaki yerini almaktadır. Peki rafinerizasyon nasıl yapılmaktadır? Toplanan ürünün çekirdekleri, içindeki yağların ortaya çıkartılması için; preslenir, ısıtılır, yeniden preslenir ve son olarak da Hekzan tanklarında bekletilir. Hekzan; bir petrol ürünü olan solventten yapılır. Böylece elde edilen yağ tortudan ayrıştırılır. Bu tortu da insan için kullanılamayacak bir ürün olduğundan hayvanlara yem olsun diye yem fabrikalarına verilir.. Elde edilen yağ; kötü kokuludur ve rengi de bulanıktır. Bu haliyle hiç kimseye satamazsınız. Bundan sonra nötralizasyon, beyazlatma ve son olarak da deodorizasyon işleminden geçirilir.. Bu işlemler sırasında 260 derece üzerinde ısılara çıkılır ki yer yüzünde bu ısıya dayanabilen her hangi bir organik materyal yoktur. Yani kolayca anlayacağınız gibi bir yağın rafine edilmesi ile yağ yağlıktan çıkıp adeta “ölü doğum” misali şişelenip sofralarımıza ulaşmaktadır.. Ülkemizde, evlerimizde kızartma yapılırken kullanılan yağların büyük çoğunluğu; ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, fındık yağı ve kanola yağı gibi yağlardır, bu yağların önemli bir kısmı zaten önceden rafinerizasyon işlemi sırasında bozulmaya başlanmıştır. Siz de evde tencerenin verdiği ısı ile yeniden yüksek ısı uygulayarak yağı tekrar bozmuş olursunuz. Sonra da afiyetle bu denatüre (bozulmuş) yağı yemektesiniz.. “kızartma yapmayacak mıyız?” dediğinizi duyar gibiyim! Kızartma işlemleri sırasında sadece ve sadece sızma zeytinyağı kullanıyorum. Pişirme işlemi sırasında da asla 170°C geçirmiyorum çünkü zeytinyağı 180°C üzerinde bozuluyor. Siz de pişirme işlemi sırasında 150-170°C aşmamalısınız.. Kızartma sırasında tavadan dumanlar (buhar değil) çıkıyorsa yağ
Sayfa 46·Kitabı okudu
Tekli Doymamış (Mono-ansatüre) Yağlar..
Tekli Doymamış (Mono-ansatüre) Yağlar: Tekli doymamış yağlarda, yağ molekülünün karbon iskeleti üzerinde bir adet karbonun karşısında hidrojen atomu yoktur sırf bu özellik bile yağın oda sıcaklığında sıvı olarak kalmasına neden olur. Bu boştaki karbon molekülüne hidrojen bağlanabileceği gibi, serbest radikallerin bağlanması da mümkündür. Vücudumuzun normal kimyasal reaksiyonları sırasında bu radikaller endojen (içsel) olarak da oluşabilirler. işte bu zehirler yağ molekülünün bu zayıf noktasına bağlandı mı bu yağın hiçbir değeri yoktur artık. Bu yağın kendisi, artık çok tehlikeli bir serbest radikale dönüşmüştür. üstelik kan dolaşımı ile bu zararlı toksinleri tüm vücudumuza da bir güzel dağıtır. Tekli doymamış yağların avantajı; doymamış karbon atomları adedi sayısal olarak çok az. Yani zayıf noktası az olduğu için serbest radikallerin saldırısına uğrasa da hasar alma olasılığı düşüktür. Ancak tüm yağlarda olduğu gibi ısı, ışık, raf ömrü ve hava temasının fazlalığı bu durumu olumsuz yönde değiştirebilir. Tekli doymamış yağ içeriği en yüksek yağlardan birisi de sızma zeytinyağıdır. Soğuk sızma/damla yöntemi ile üretilmiş olanını tüketmek kendiniz ve çocuklarınız için yapabileceğiniz en iyi şey olur. Zeytinyağı tüketirken “raf ömrü” meselesine ayrıca dikkat edilmelidir. Zeytinyağının raf ömrü üretim koşullarına bağlı olarak 6 ay ile en iyi koşullarda dahi 12 ayı geçmez. Zeytinyağı ışık almamalıdır. Havadaki oksijenle teması uzun olursa okside olabilir. Yağ her zaman serin yerde saklanmalıdır, ısı oksitlenmeyi kolaylaştırır. Tekli doymamış yağ içeriği fazla olan başlıca yağlar şunlardır; Zeytinyağı (% 73’ü tekli doymamış yağdır) Avokado yağı (% 74’ü tekli doymamış yağdır) Ayçiçeği yağı (%82’si tekli doymamıştır)
Sayfa 43·Kitabı okudu
Margarin..
Margarin; doğada olmayan bir yağdır. Tamamıyla insan eseri bir üründür. Margarin ölü doğuma benzer. Trans yağdır. Evet; tüm karbon iskeleti hidrojen atomları ile doyurulmuştur ancak molekülün uzaydaki şeklinde, çok küçük bir değişiklik meydana gelmiştir. Bu evinizin anahtarındaki girinti ve çıkıntıların bir tanesinin değişmesi gibidir. Anahtar deliğe girer ancak çevrilemez. Bu yağlar hücre zarımızdaki deliklere girerler ancak işlem göremezler. Dahası o delikten de çıkmaz ve hücre zarını da kullanılmaz hale sokar. Hücre bu durumdan ağır yara alır ve fonksiyonları bozulur. Sürekli trans yağ gelmeye devam ederse en sonunda hücre ölmeye başlar. Margarin daha paketine girmeden önce çoktan bozulmuş ve kesinlikle yenmemesi gereken bir yağdır..
Sayfa 41·Kitabı okudu
Doymuş Yağlar:
Doymuş Yağlar: Doymuş yağlardan yana zengin olan yağlar; oda sıcaklığında katıdır. örneğin; tereyağı, iç yağlar ve Hindistan cevizi yağları gibi. Bu yağların bileşimindeki karbon iskeletindeki tüm karbon atomları, hidrojenle bağlıdır (doyurulmuştur). Hidrojenle bağlanan yağ molekülündeki karbonların artık bağlanabilecek başka noktaları kalmamıştır. Bu yüzden bu molekül kimyasal olarak stabildir (yani kararlıdır). Yani çevresinde olup bitenlerden pek etkilenmez. Dayanıklılık kazanmıştır. Kendiliğinden kolay kolay oksitlenmezler.. Bu yağlar moleküler yapısı avantajından yararlanarak etraftaki oksitlerden pek etkilenmezler. Hava ile temas, ısı ve ışık karşısında tekli ve çoklu doymamış yağlara göre de daha avantajlıdırlar. Molekül üzerindeki tüm karbon atomları hidrojen atomları ile bağlıdır. Bu nedenle satüre yağlar daha kararlı ve dış etkenlere karşı da daha dirençlidirler. Açıkta toksik (zararlı) maddelerin bağlanabileceği boşta karbon atomu yoktur.. Bu nedenledir ki iddia edilenin aksine, doymuş yağdan yana zengin beslenmemiz lazım..
Sayfa 40·Kitabı okudu