Bizim ülkemizde hastalar hekimleri beslenme uzmanı zannederler.
Hastalara göre hekimler beslenme konusunda adeta bilgedirler.
Oysa ülkemiz tıp fakültelerinde verilen onlarca ders arasında İngilizcede ‘Nutrition’’ olarak bilinen ‘’Beslenme Bilimi’’ okutulmamaktadır.
Bu durum yurt dışında da aynen böyledir.
Hem ABD’de ve hem de Avrupa’da tıp fakültelerinde profesyonel beslenme eğitimi verilmemektedir.
Sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın en temel sorunlardan birisi de budur.
Aslında hekimlik mesleği ‘’Nutrition’’ bilimine en yakın bilim dalıdır.
Bir başka mesele de bilgilerin doğruluğu ve güvenilirliği meselesi.
Endüstri halini almış ilaç firmalarının milyarlarca dolarlık kazanç elde etmek için nasıl yanlı çalışmalarla hekimleri manipüle ettiği ve akla mantığa sığmayacak basit promosyonlarla bile bunu başarabilmeleri ayrı bir tartışma konusu..
2011 yılı verilerine göre ilaç endüstrisinin dünya genelindeki yıllık cirosu 880 milyar dolar iken günümüzde 1.5 trilyon dolar olması bekleniyor.
Bütün bu karmaşık mekanizmalar; tıpkı düşüncenin parçalanması, aklın dağılması gibidir.
Akıl var ama bir arada değil!
Son 40 yıldır hastalıklar korkunç bir hızla artma eğilimi göstermektedir ve bunun nüfus artışıyla ilgisi yoktur artış yüzdesel oranlara dayanmaktadır..
Bu hastalıklar ve artışlar medeniyetin getirdiği modern yaşam hastalıklarıdır.
Kutuplardaki Eskimolardan tutun da kan içen ölü hayvan eti yiyen Afrikadaki Masai’lere kadar izole toplumlarda bu medeniyet hastalıklarının hemen hemen hiçbirisi görülmediği gibi ortalama yaşam süreleri 100 yaşına dayanmaktadır.
Bu hastalıklardan korunmanın Eskimoların veya Masai’lerin ırksal özelliğinden olmadığı artık kanıtlanmıştır..
Konuya dair literatüre TIMS (Tokelau Island Migration Study) olarak geçen çalışmayı inceleyebilirsiniz..
Biraz