h̷i̷ç̷ ོ

h̷i̷ç̷ ོ
。゚゚・。・゚゚。 ゚。ɑⵢ̧ƙı  ゚・。・ bulamazsan eğer ömrün yarısı dağınık ve perişan diğer yarısı ah ile pişman geçer!
TIMS
TIMS (Tokelau Island Migration Study) Pasifik Okyanusunun tam ortasında, ana kıtalara binlerce mil uzaklarda Tokelau Adası vardır. Bu ada 1920’lerde Yeni Zelanda idaresine katıldığında, ada halkının başlıca beslenme biçimi; Hindistan cevizi yağı, balık, ada bitkileri, deniz kuşları ve kendi çiftlik hayvanlarından ibaretti. Yıllar içerisinde bu koloni adaları arasındaki denizcilik ulaşımı geliştirilir. Adaya haftada bir dev bir kargo gemisi gelir ve medeniyetin tüm nimetlerini ve tabii tuzaklarını da beraberinde getirir. Bundan sonra adada her zaman; un, şeker, margarin, çikolata, ilaç, yem vs. hiçbir şey eksik olmadı.. 1960’da ada nüfusunun artması üzerine, Yeni Zelanda hükümeti nüfusu seyreltmek amacıyla bir kampanya başlatarak; ada halkının yarıya yakınını Yeni Zelanda ya göç etmeye ikna etti. Aradan 10 yıl geçtikten sonra; halk sağlığı uzmanları bu iki gurup akrabayı karşılaştırmak için bir çalışma yaptı. Bu çalışma literatüre TIMS (Tokelau Island Migration Study) olarak geçer. Sonuç şöyledir; göç eden akrabalarda ada halkına göre medeniyet hastalıkları açısından (Diyabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, felç ..vs) sadece hafif bir artış saptandı. Yani o kargo gemisi sayesinde ana kara insanları (medeniyet insanları) arasında aman aman bir fark yoktu. Ancak 1979’da çok ilginç bir gelişme olur. Adaya her hafta kargo getiren gemi şirketi iflas eder ve bir yıla yakın bir süre kargodan mahrum kalan ada halkı adeta medeniyet besinlerinden izole oldu. Tabii ki besin kaynaklarını tüketmediklerinden ataları gibi; Hindistan cevizi yağı, balık, ada yeşillikleri ve kuşlarla beslenmeye geri döndüler. Bu zaman içerisinde hızla kilo verdiler. Tansiyon, şeker, kalp hastalığı oranlarında ve hastane başvurularında anlamlı ölçüde azalmalar saptandı. Tokelau deneyimi ve
beslenme bilimi
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Keton..
Keton Cisimleri doğal bir kemoterapi ilacı etkisi gösterir..
Sayfa 21·Kitabı okudu
beslenme bilimi
Mesnevide Aşk..
Mevlâna, aşkı ucu bucağı olmayan ulu bir denize benzetir. Ona göre aşk denizi sırlarla doludur. Ucu bucağı olmayan bu aşk denizinin sadece bir damlası umut, geri kalanında ise korku vardır. Aşkın barındırdığı korku ve umut oranı dikkat çekicidir. Zira günümüzde olduğu gibi o dönemde de tasavvufu ve diğer mistik inançları yanlış yorumlayarak kuru bir sevgi, sınırsız ve dayanağı olmayan ümitten bahsedenler olmuştur.. Bu korku daha çok aşka halel getirecek veya mâşuku küstürecek işler yapma endişesidir. Aşkın barındırdığı ümit de azımsanmayacak derecededir. Zira damla nispeti ile ele alınan ümit akıllara zarar verecek kadar çoktur. Akıl mantık sistemi içerisinde hareket edildiğinde bazı işler mümkünâtın dışındaymış gibi görünür. Bu nedenle akıl ümitsizlik yoluna gitmeye yanaşmaz. Tam da burada aşk devreye girer. Bu evrede aşk lazım ki kişi akla imkânsız gibi görünse de ümit tarafına meyletsin. Yani aşk, akıldan çok daha fazla ümide sahiptir, çünkü hiç bir şeye aldırmayan aşktır, akıl değil.. Aşk aklın ve duyuların idrak edemeyeceği alemi anlamaya çalışan tek kılavuzdur.. insan için susuzluk gibi elzem olan aşk denizi bir çömlek gibi kaynatır, dağı ezer, gökyüzünü çatlatacak kadar güçlüdür. Fakat Mevlâna, Mâşuğa kavuşmak için yakıcı ve yıkıcı olan aşktan başka çare olmadığını belirtir.. Mevlevî Âdem Dede de: “Dert ehli libâsını aşk ile giyen gelsin. Zehrini şeker gibi zevk ile yiyen gelsin.” diyerek aşkın dertsiz olmayacağını dile getirmiştir. Dünyaya veya kadına aşık olmakla yetinen kişi aslında üzerine güneş vurmuş bir duvara aşıktır. Duvarda gördüğü ışığın duvarın kendisinden olmayıp, güneşten olduğunu anlamamıştır. Dünya ve içindekilere karşı hissedilen aşk cüz’e duyulan aşktır. Kül aşığı olanlar, bu cüz aşkına hiç bakmazlar. Dolayısıyla madem insan aşık oluyor, aşkı
Aşk
Bir Aşk iki Hayat..
Birinin kaderi diğerinin kaderine her zaman etki eder. Bir kişi kendi dramasının anlatıcısı iken aynı anda diğer kişinin dramasında rol oynar. O güne kadar fark etmediğiniz koku, ses, bakış sizin fark etmenizle mana bulur. Hazır olduğunuz an o andır, yada hazır olmadığınız. Ama yaşanan ne olursa olsun, ruhunuzun sınırları ne kadar zorlanırsa hayatınızın geri kalanında sizi güçlendirecek olan o karşılaşmalardır. Kötüsü sizi yorsa da, üzse de sizi siz yapacaktır. Mutluluğu aramak yerine kendinizi zamanın akışına, yaprağın düşüşüne, güneşin batışına, rüzgarın sesine bırakın.. Seni bugünkü hayatına hangi seçimler getirdi? Seni sen yapan tercihler hangileriydi? kaderimiz vermiş olduğumuz kararın iyi.kiler ve keşkelerin bütünü değil miydi..?
Replik.a..