Gerçekten mutlu muydular, yoksa sadece bu izlenimi mi veriyorlardı bilmem ama, bir şey varsa, eylül sonunun bu güzel ikindisinde herkes mutlu gözüküyordu ve bu, içimi alışılmamış bir keder duygusuyla doldurdu. Bu görüntünün dışındaki tek kişi benmişim gibi bir izlenime kapıldım.
hep sanırdım ki insan babasını ya da annesini yitirince ister istemez üzülür. Ama öyle olmadı. Ben hiçbir şey hissetmedim. Kendimi ne kederli buluyordum ne de terk edilmiş, bu durum bana pek ağır gelmedi, hatta anımsamıyorum bile. Ara sıra düşünü görüyorum, o kadar.....................................tek bir gözyaşı dökmedim. Oysa, küçükken bir kedim vardı, o öldüğünde gece boyu ağlamıştım!
unutmak için ne kadar çabalarsam çabalayayım, yüreğimin ta derinliklerinde, kenar çizgileri belirsiz bir boşluk öylece duruyordu. Sonra, zamanla, bu boşluk giderek daha belirgin ve daha saf bir biçim almaya başladı. Bu şeklin üzerine sözcükler kondurabildim. Aşağı yukarı şöyleydi:
ÖLÜM YAŞAMIN KARŞITI OLARAK DEĞİL,
PARÇASI OLARAK VARDIR
Oysa gülünecek bir hikâye sayılmazdı bu, ama sonunda ben de dayanamayıp güldüm. Onun yüzünün böyle bir gülüşle aydınlandığını görmeyeli gerçekten çok uzun zaman olmuştu, ama o eski gülüşünden şimdilerde eser yoktu.