Herkesin kendine göre sorunları var ama hepimiz saatin tik-taklarmdan endişeliyiz. Çağımızın ayrılmaz parçası olan belirsizliği her tür nevroz için bahane olarak göstermek alışkanlık oldu. "Her şey' çığırından çıktı." deyip duruyoruz ama kendi ruhumuzun da bu arada çığırından çıkmış olabileceği aklımıza gelmiyor.
Bireyin kendi doğumunun sancılarını çekmesi gibi her adımda cesaret yer alır. Bir askerin ölüm riskini göze almasında ya da bir çocuğun okula gitmesinde olsun cesaret tanıdık ve güvenli olandan ayrılmak demektir.
İnsan-evren ilişkisi en kolay resimlerden çıkarılabilir. Dürüst olmayan bir resim asla güzel bir resim değildir. Resim samimiyetini ressamın duygularının derinliğinden ve saflığından alır. Neden çocukların yaptıkları resimlerin göze güzel gözüktüğünü hiç merak ettiniz mi? Çocuklar duygularını dışa vurmada her zaman özgür ve dürüsttürler. Armoni, denge ve uyum evrenin ilkeleridir. Yıldızların hareketinden atomlara dek her şey, uyumluysa bir güzellik yansıtır. Bu uyum insan bedeninde de mevcuttur. Çocuk bir kere yetişkinlerin çizgilerini taklit etmeye başladı mı hatları keskinleşir, o özgür havasını kaybeder ve o zarif uyum yok olur.
Ama artık zaman değişti; günümüzde yatağa erken girip sabah erken kalkmak belki hala insanı sağlıklı yapıyor olabilir ancak zengin ve akıllı yaptığının pek garantisi yok.