Onlara, imanımız icabı bedenin dirileceğine inandığımızı anlattık; onlar da yıllar yılı çürüyen bedeni diriltebilen Tanrımızın küllerden de diriltip diriltemeyeceğini sordular. İnsanların sevdiklerini yakma fikrini itici bulduğunu söylediğimizdeyse, çürümeleri fikrinin de bir o kadar itici olup olmadığını sordular. Bu kadınlar rahatsız edici derecede mantıklıydı.
-"İneğin yavruları yok mu?" diye sordu Somel ciddi ciddi.
- "Ah, var tabii, ona da buzağı denir."
-"Hem buzağıya hem size yetecek kadar süt var mı?"
Bu tatlı suratlı üç kadına inekten buzağısını, buzağıdan da kendi gerçek besinini çalan süreci anlatmak biraz zaman aldı