İşbirliğine istekli olmayıp başkalarını düşünmeyen bir insanın tüm varlığı boşunadır, geride bir iz bırakmaksızın kaybolup gider böyle biri. Ancak toplum için olumlu işler yapan insanların eserleri, kendileri öldükten sonra da yaşamaya devam etmiştir. Bu insanların ruhu henüz ölmemiş ve ileride de ölmeyecektir.
Toplum içinde yaşama yeteneği diye bir yetenek vardır ve bu na doğuştan bir yetenek gözüyle bakılması gerekir; bütün insanlarda ortaktır bu yetenek ama geliştirilmesi için eğitim şarttır.
Suça yönelik kişiler, sevgi ilişkisinde karşı tarafa yalnızca sahip oldukları bir mal gözüyle bakarlar. Çoğunlukla bu kişilerin sevginin satın alınabileceğine inandıkları görülür. Cinsel yaşam böyleleri için kazanılıp ele geçirilecek bir nesne gibidir. Sevgide karşı taraf bir hayat arkadaşı değil, sahip olunan bir nesnedir.
Bütün fahişeler kendilerini kimsenin sevmediğine inanmışlardır ve bu inancı hep içlerinde taşırlar. Hayatta ikinci derecede bir rol oynamak üzere dünyaya geldikleri, asla bir erkeğin gerçek ilgi ve sevgisini ele geçiremeyecekleri düşüncesiyle davranırlar.