Kemalce

Kemalce
@Filozof47
𝗦𝗲𝗻𝘀𝘂𝘂𝗺 𝘁𝘂𝗼𝗿𝘂𝗺 𝗵𝗼𝗻𝗼𝗿𝗲𝗺 𝘀𝘂𝗽𝗲𝗿𝗮𝗿𝗲 𝗱𝗲𝗯𝗲𝘀. Kendine olan saygın duygularından daha güçlü olmak zorunda..
Düşüncenin Ritmi: Yürümenin Felsefesi
Puan vermedi·191 syf.··
2026 19. kitabı
Yürümenin Felsefesi Bazı düşünceler bir masanın başında değil, tozlu bir patikada, rüzgârın yüzümüze değdiği bir anda doğar. İşte Yürümenin Felsefesi böyle bir kitap. Frédéric Gros, yürümeyi sadece fiziksel bir eylem olarak değil, insanın kendisiyle, dünyayla ve düşünceyle kurduğu en kadim ilişki biçimlerinden biri olarak ele alır. Kitabın en etkileyici bölümlerinden biri ise kuşkusuz Friedrich Nietzsche üzerine olan kısımdır. Çünkü Nietzsche için yürümek bir alışkanlık değil, düşünmenin asli şartıdır. Nietzsche'nin meşhur bir sözü vardır: "Yürürken akla gelmeyen hiçbir düşünceye güvenmem." Bu söz, onun felsefesinin anahtarlarından biridir. Nietzsche'nin düşüncesi bir kütüphanenin sessizliğinde değil; dağ yollarında, göl kıyılarında, uzun yalnız yürüyüşlerde şekillenmiştir. Ona göre beden ve düşünce birbirinden ayrı değildir. Düşünce, bedenin hareketinden doğar. Ayaklar durduğunda çoğu zaman düşünce de katılaşır. Modern insanın trajedisi biraz da burada başlar. Sürekli otururuz. Ekranların karşısında, masaların başında, dört duvar arasında yaşarız. Sonra da neden düşüncelerimizin yorulduğunu, ruhumuzun daraldığını anlamaya çalışırız. Nietzsche'nin yürüyüşleri aslında bir kaçış değil, bir özgürleşme biçimidir. İnsan yürüdükçe toplumun dayattığı rollerden, kalabalığın gürültüsünden ve kendi zihninin pasından uzaklaşır. Frédéric Gros'nun dikkat çektiği önemli noktalardan biri de budur: Yürümek bir yere varmak için değil, kendine dönmek için yapılır. Günümüz insanı her şeyi hedefe bağlamıştır. Yürüyüş bile adım sayarlarla, kalori hesaplarıyla ölçülür. Oysa Nietzsche'nin yürüyüşlerinde amaç yoktur. Yolun kendisi düşüncenin evidir. Nietzsche'nin dağlara olan sevgisi de tesadüf değildir. Yükseğe çıktıkça insan yalnızlaşır. Yalnızlaştıkça kalabalığın doğrularından şüphe etmeye başlar.
Felsefe
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Reklam
Cinsel ilişki yoktur." (Il n'y a pas de rapport sexuel.) Lacan’ın en çok yanlış anlaşılan ama en radikal yalnızlık vurgusudur. Kastettiği şey biyolojik temas değil, iki özne arasında mutlak, eksiksiz, mükemmel bir ruhsal/biyolojik "birleşmenin" imkansızlığıdır. Erkek ve kadın, birbirleriyle değil, her biri kendi bilinçdışı fantezileriyle (nesne a) ilişki kurar. İlişki, iki insanın yan yana kurduğu iki ayrı yalnızlıktır.
Dedim kaşın Zülfikar mı Dedim cemalin güzel youtu.be/PMW7Y5NGFB8?si=...
Ormandayken insan senelerini ardında bırakır, tıpkı derisini ardında bırakan yılanlar gibi, ve o sırada hayatının hangi dönemini yaşıyor olursa olsun, artık hep çocuk kalacaktır. Ormanlarda ebedi gençlik bulunur [...] Bilirim ki orada doğanın iyileştiremeyeceği hiçbir şey gelmez başıma, ne bir talihsizlik ne de bir kötülük. Zira gözlerim bana bırakılmıştır. Tasasız havayla yıkanan başım sonsuz boşluğa çevrili, çıplak toprakta dikilirken, bütün bayağı bencilliklerim yok olur. Şeffaf bir göz yuvarlağına dönüşürüm; hiçim ben; her şeyi görürüm.
Sayfa 80 - Kolektif yayın·Kitabı okudu
Yalnız değilizdir işte, çünkü yürürken çevremizdeki ağaçların çiçeklerin, canlı her şeyin yakınlığını sevgisini kazanırız. Bazen bu yüzden sırf ziyaret etmek için çıkarız yürümeye o yeşil açıkları o ağaç topluluklarını o mora çalan vadileri ziyaret etmek için. Bir kaç gün hafta ya da yıl sonra Epey oldu orayı görmeyeli. Beni bekliyordur tabana kuvvet gideyim o zaman deriz kendimize.
Sayfa 56 - Kolektif yaşam·Kitabı okudu
Reklam