Bedeninize dikkat ettiğiniz zaman, benliğinize dikkat etmiş olmazsınız. Benlik, giyim kuşam, araçlar ya da mülkler değildir. Bu araçları kullanan ilkede -bedenin ilkesinde- değil, ruhun ilkesinde bulunur. Ruhunuza özen göstermek zorundasınız -kendinize özen göstermenin temel etkinliği budur
Emerson bu kitapta insana başarıyı değil, karakteri öğütlüyor.
Kalabalığın alkışladığı biri olmayı değil, yalnız kaldığında da kendin olarak kalabilmeyi…
Kitabı okurken şunu fark ettim:
İnsan bazen sevilmek için, ait olmak için, kaybetmemek için kendi ruhundan ödün veriyor. Emerson ise tam burada insanı kendine geri çağırıyor.
Nietzsche’nin ona hayran olması tesadüf değil. Çünkü Emerson’da insanı sürüden ayıran o vahşi özgürlük duygusu var.
Bazı kitaplar bilgi verir.
Bazılarıysa insanın omzuna sessizce elini koyup “kendine dön” der.
İnsan bazen bir başkasının sevgisinde kaybolduğunu sanıyor.
Oysa en büyük kayboluş, kendi sesini duyamayacak kadar kalabalığa karışmak.”
İnsanın Görkemi biraz bunu hissettirdi bana.
Emerson insanı toplumun alkışından çıkarıp kendi vicdanının karşısına oturtuyor.
Rahatsız eden ama dürüst bir kitap.