"Acı çektiğimi gördü! sonra gelip bir anne gibi şefkatli ellerle dokundu omzuma. Gözlerimin derinliklerine bakarak ruhumun çürüyen yerlerini onarmaya kalktı.”
Mutluluk ile acının arasında ki en büyük fark; şüphesiz ki kalıcılığıdır! Mutluluk bir an’a aitken, acı tüm zamanda hüküm sürdürebilme ve kendini gösterebilme yetisine sahiptir.
Bir insana önce umudun aydınlık yüzünü gösterip ardından, umutsuzluğun karanlığına itmek ne denli insanicedir? Bunun, uzun zamandır karanlıkta yaşayan birini güneşin yakıcı, parlak ışığına çıkarıp gözlerine yeterince acı çektirdikten sonra tekrar eski karanlığına döndürmekten ne farkı vardır? İnsan insana neden işkence eder? İşkence ederken acıdan kıvranan gözlere her baktığında neden haz duyar? Yoksa duyumsadığı bu aşağılık haz, bir insanın yüreğine sevinç tohumlarını ekip, filizlenip büyümesini seyretmekten daha mı güçlü, daha mı insanidir?