Enes Tayfur

Enes Tayfur
@Filozofisth
Dicle Üniversitesi/ Felsefe Roman yazarı /Bir Ölünün Günlüğü/ Senaryo yazarı/The Heart Of The World Köşe yazarı /ajansnews
Yazar
Lisans
Diyarbakır
573 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
İnsan ancak kendi acziyetine razı olduğunda özgürlüğe kavuşabilir. Fakat insanların çoğunda her nedense acizliklerine bir başkaldırma isteği vardır. İnsan önce kayda alınmayı, ardından itibar ve daha sonları ise hükmetmeyi ister. Oysa bize acizliğimizi hatırlatan; elimizin uzanıp, uzanmadığı her şeyi satın almaya talip oluşumuz, elimizdeki ile yetinmeyip gözümüzü başkalarının lokmalarına dikişimiz değil midir? Bir başkasının ağzındaki lokmayı kapıverme istemi bizim ne denli muhtaç olduğumuzu gözler önüne sermiyor mu? Kendi arzularımıza bile hükmedemeyişimiz değil midir her şeye muktedir olamayacağımızın, övündüğümüz kudretimizin ne denli noksanlıklarla dolu olduğunun kanıtı? Dilediği her şeye muktedir olan kudret sahibi Tanrı’dan bir parça ruh taşıdığı için mi insan, bu denli zavallıca bir arayışa koyulur? Yoksa arayışlarının sonucundaki muvaffakiyetsizliklerini gizlemek veyahut arayışlarına bir mana katmak için mi yaratmışlardır Tanrı’yı?
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mevcut hükümetin vaat ettiği kalkınma planlarının ülkenin gerilemesine sebep olması, yanlış dış politikaları, eğitim ve bilime verilen önemin gittikçe azalması, yeterli istihdamın sağlanamaması, yoksulluğun ve yolsuzluğun çoğalması, bilgi alışverişinde ve yayılmasında sansürlerin arttırılması gibi güçlü etkenler halkın; mevcut hükümete olan inanç ve güveninin sarsılması ile birlikte büyük bir umutsuzluğa kapılmasına neden oluyordu.
Edebiyat
Suç  kavramı yasaları, yasalar da devlet kavramını doğurur. Zira devleti devlet yapan yegane dolayım yasaların varlığıdır. Suçun yokluğu; yasanın varlığını anlamsız kılacağı için, bu oluş devlet nezdinde gerekliliğini ve saygınlığını yitirmesine neden olmak ile birlikte aynı zamanda halkın üzerindeki otoritesini de sarsacağından bozuluşa dönüşerek büyük bir tehlike yaratır. Devlet, kendisini uçuruma sürekleyebilmesi mümkün olan böyle bir tehlikeyle burun buruna gelmemek için de suç kavramının kendini sürekli var edeceği sahalar oluşturur. Zira suç, müthiş bir kaostur!
Edebiyat
Umut ne tehlikeli bir beladır! İnsan bir kere umut etmeyiversin; en kasvetli anlarda ansızın bir güneş açar ve peşine bir gölge gibi takılmaya başlayıverir. İçinde rengârenk çiçekler tomurcuklandırır,  kışın ardında saklanan baharı iliklerine kadar yaşatır. Peki ya sonra? Bulutlar güneşin yüzünü kapatır ve peşine bir kuyruk gibi takılan o gölge kaybolmaya başlar. İçine dayanılmaz bir kasvet çöker, gözyaşların bir sel gibi akmaya, dehşet verici bir rüzgâr önüne çıkan her şeyi yutan ve yuttukça büyüyen bir canavara dönüşerek ruhunu tozlu girdabında şehvetle boğar.
Edebiyat
Nasıl ki delilerden akıllıca bir iş yapmasını beklemek budalalık ise; akıllılardan da aptalca bir iş yapmasını beklemek deliliktir. Fakat ne yazık ki aptalların gerçekleştirdiği her türden eylemlerin akıllıca, akıllıların ise delice sayıldığı saçma bir çağ yaşıyoruz. Ve ben bu çağın bozuk ritmine ayak uyduramıyorum. Kendinde küçücük de olsa bir ahenk barındırmayan, bu uyumsuz, kulak tırmalayan müziğin eşliğinde dans etmeye devam edenler yalnızca aptallar ve delilerdir!
Edebiyat