İnsan ancak kendi acziyetine razı olduğunda özgürlüğe kavuşabilir. Fakat insanların çoğunda her nedense acizliklerine bir başkaldırma isteği vardır. İnsan önce kayda alınmayı, ardından itibar ve daha sonları ise hükmetmeyi ister. Oysa bize acizliğimizi hatırlatan; elimizin uzanıp, uzanmadığı her şeyi satın almaya talip oluşumuz, elimizdeki ile yetinmeyip gözümüzü başkalarının lokmalarına dikişimiz değil midir? Bir başkasının ağzındaki lokmayı kapıverme istemi bizim ne denli muhtaç olduğumuzu gözler önüne sermiyor mu? Kendi arzularımıza bile hükmedemeyişimiz değil midir her şeye muktedir olamayacağımızın, övündüğümüz kudretimizin ne denli noksanlıklarla dolu olduğunun kanıtı? Dilediği her şeye muktedir olan kudret sahibi Tanrı’dan bir parça ruh taşıdığı için mi insan, bu denli zavallıca bir arayışa koyulur? Yoksa arayışlarının sonucundaki muvaffakiyetsizliklerini gizlemek veyahut arayışlarına bir mana katmak için mi yaratmışlardır Tanrı’yı?