Vaclav Havel'ın "Güçsüzlerin Gücü" adlı makalesinde vurguladığı gibi : Diktatörlük her yerde aynı ilkelere dayandırılır ve benzer biçimde yapılandırılır.. Ayrıca her ülke,süper gücün merkezi tarafından denetim altında tutlan ve onun cıkarlarına tabi manipülasyon araçlarından oluşan bir ağla tamamen nüfuz altına alınır.
Türkiye gibi,"emperyalizmin tuzaklarındaki bir ülke"de,sorunların salt ülkenin kendi dinamikleriyle çözüleceğini beklemek doğru değildir. Halkın politika dışına itildiği,toplumun iç dinamiklerinin devre dışı bırakıldığı bir ortamda,topluma "değişim" adıyla dayatılanlar,halkın çıkarlarıyla bağdaşamaz. Unutmamalı ki,Cumhuriyet'in kuruluş mitosuna aykırı değişim programları halkın çıkarına karşıdır ve başka dinamiklere bağlıdır. Bu programlar,yeni engel ve tuzaklarla doludur. O zaman gerçek demokrasi nasıl gerçekleşir? sorusuna -halkın azim ve kararına bağlıdır yanıtını verebilirken bu azim ve karar eyleme geçtiğinde ne gibi tuzaklarla karşılaşacağı önceki tespitlere dayalı olarak incelenmeli,farkına varılmalı ve parçadan bütüne tuzaklara düşmemenin ve kurtulmanın yollarını aramalı ve bulmalıyız.
Kendinizi başkasının ayakkabılarının içinde hissetmelisiniz diyorlar ya,bence daha önemlisi kendinizi gerçekten kendi ayakkabılarınızın içinde hissedebilmeniz ve kendinizi suyun akışına bırakmamanız..