Kitap benim için film tadında ilerledi. Bir öğretmenin karanlık zihinlere nasıl aydınlık aşıladığını anlatan kitapta Olimpos’un ışığı nasıl çalarak evleri aydınlatmasına değinmesi de güzeldi.Okurken gerçekten böyle insanlar var mıydı dedim ama biraz düşününce evet Gamze daha kötüleri bile olabilirdi diye geçti içimden.İnsanlara gerçeği göstermek neden hep en zoru ve meşakkatlisi olmuş ki.Şöyle bi düşünce insan diyor ki iyi ki Öğretmenler varmış…
Hizmetçinin Sırrı , Millie ‘nin hayatını idame ettirirken yeni sevgilisinden sakladığı sırlar üzerine gelişen olaylar zincirinden oluşuyor.Kitabı okurken elimden bırakamadım. Kitapta geçen Brock ile ilgili de şaşırmayı beklemiştim ama olmadı :) Olsun keyifli bir zaman geçirdiğim için yazara
Kitapta kurgu yok felsefik cümleler var bence. Okurken bazı yerlerde sıkılsam da genel olarak iyi gitti.Acaba ben esas adam gibi yapabilir miydim 1800 lü yıllarda? İnsanlardan uzak doğayla başbaşa iken huzur bulabilir miydim bilmiyorum…O yıllarda yaşasaydım belki evet çabalardım ama işin vergi kısmı nasıl olurdu bilemem :) Kitapta geçen betimlemeler birçok duyuya hitap ediyor. Bazı bölümlerde değişik duygulara girdim. Betimleme detayları ise dikkat çekiciydi.
Basit ve sade yaşamın insanın üstündeki yükleri aldığını anlatıyor.
Üçlemenin ilk kitabı olan Diriliş’i ,Şu Çılgın Türkler’ den sonra okudum.Keşke ilk bunu okusaydım.Kitap beni çok güzel aydınlattı Şu Çılgın Türkler gibi. Kitabın sonuna doğru ağlamamak imkansız. Sonsözde de bahsettiği gibi UYUMA EY TÜRK
Dramalı Rızanın yaşadıklarına çok üzüldüm henüz kitabı bitirmedim ama ne emekler verilmiş ne canlar gitmiş vatanı kurtarmak için… Her hikayede gözlerim doluyor ya gururdan ya da üzüntüden…