Satranç sadece iki kişilik bir zeka oyunu muydu ? Yoksa yaşanmış , yaşanacak ve hala yaşanıyor olan maddeleşmiş bir kaderimiz miydi ? İşte tam da bu kitap, bu sorularla uğraşan veya soruların kendisi olan .
Nazi Almanyasının yarattığı buhran ve krizin tam ortasında kalan Dr. B. ve ona hiç benzemeyen günümüz "entellektüel" leri temsil eden Czentovic'in hayatın onları bir gemide bir araya getirmesi...
Kitabın her bir karakteri günümüz yaşantımızda bazı muayyen tiplerin bir timsali olması ayrı bir incelemeyi gerektiriyor.Lakin biz gelişigüzel anlatmakla yetinelim .Öncelikle gözlemci bir bakış açısı da olan kitabın, gözlemcisi gemide seyahat eden Dr.B.'nin hemşehrisinin iyimser, meraklı ve hoşgörüsüyle toplumlarda halihazır sessiz, -fakat bu sessizliği bilgisizliğinden değil- dinleyici bir kesimi hitap etmesi bir yana, Mc Connor isimli karakterin kendini beğenmişliği, megaloman bir kişiliği -bu kişiliğe etiksel bilgisizlik diyebiliriz- hırs ve ihtiras ile ön plana çıkmaya çalışan ve malumatfuruşluk yapan kesimi hitap etmesi ayrı bir tezatlık göze çarpmasını kolaylaştırmıştır.İlki savunma taktiği diğeri saldırı taktiğini uygulamasına benzetilebilir.
Dr.B.' nin bizim ağzımızda yavan olan o soyut ve biçaresizliği taşıyan yalnızlığı madden ve manen yaşamış , hasbelkader bir satranç kitabı ile hayata tutunmuş hatta daha da ileri giderek yaşam ile ölümün arafına atlamıştır.
Czentovic ise üstte de söylediğimiz gibi sözde entel kesimleri akseden , kendi bilgisizliğini kendi yalnızlığıyla donukluğuyla ve duygusuzluğuyla - tam da Nazilerin alametifarikası - ve en önemlisi satranç dehalığıyla örtbas etmeye çalışmış üstüne kitabın son cümlesi ile hakikatı kendine göre biçmiş bir karakter.
Biri robot diğeri insan, biri yalancı diğeri