Başka bir sınıfın acı ve sıkıntılarına kayıtsız kalan bir sınıf insanın kayıtsızlığını eziyorum. Suçlayanla kendini savunan arasında bir “hitabet oyunu” halini alan ceza muhakemeleri usulünü eziyorum. “Durdurun kuru giyotininizi, yönetime bağlı memurların kolektif sadizmine bir son verin” demek için sesini yükseltmeyen ‘İnsan Hakları Kuruluşu’nu çiğniyorum. Kim bilir daha neler eziyorum ayaklarımın altında? Ama bütün bu olup bitenlerden sonra herhalde eskisi gibi yürümüyor, her adımda bir şeyler çiğniyorum.