Neden, diye düşünmüşümdür hep, hayatın bulanık sularını bir de böyle şeylerle bulandırayım. Gidebileceğim yolun bir kısmını önümde görüyorum ve şimdi bulunduğum yerin çok uzağında ulaşamayacağım bir mesafede, rastgele bir bakışa değer bulunacağımı biliyorum...
Bir gün,sana acilen ihtiyaç duyduğum bir anda gelmeni istersem hemen geleceğin umudunu bırak bana, ama şimdi gelmemeni yeğlerim, çünkü hemen ayrılıp gideceksin nasıl olsa...
Bir şekilde, mümkün olabilirse bu dengesiz dünyada benden ürkme, seni bir kez ya da Bin kez ya da şu anda ya da her zaman o anda hayal kırıklığına uğratsam bile...
Şimdi ne durumlara düştük ikimiz de. Sen öldün;ben de koridorlarda, anlamsız bekleyişlerin içinde ölüyorum. Gerçekten öldün mü Selim? Bu yalnızlık dolu koca dünyada bütün Tutunamayanları öksüz bırakıp gittin mi?