Firdevs Çelik Öztayşi

Firdevs Çelik Öztayşi
@Firdevscelik
Çay,kahve ve de kitaplar
Erzurum
51 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ağbiciğim, Mağlesef kızın Juditin çok hasta olduğunu yazmak zorundayım. Fasla zamanı kaldığını sanmıyoruz. Lütfen hemen buraya gel. Vakit kaybetme. Yolun açık olsun ağbiciğim. Sen çok seven kardeşin, Eliza.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mary çocuğun onu duyduğundan emin değil. Judith'in ateşi düşmemiş. Boynundaki hıyarcık öyle iri, öyle gergin ki her an patlayabilir. O zaman her şey bitecek. Kız ölecek. Mary bunu biliyor. Gecenin en karanlık saatlerinde olabilir çünkü hastalananlar için en tehlikeli zaman bu. Yarın, hatta ertesi gün olabilir. Ama olacak. Artık yapabilecekleri bir şey yok. Tıpkı Mary'nin ikisi bebekken ölen üç kızı gibi, Judith de gidecek. Artık yanlarında olmayacak. Agnes'ın kızını hayata bağlamak ister gibi, gevşek duran parmaklarını sımsıkı tuttuğunu görüyor Mary. Yapabilse, onu yalnızca irade gücüyle orada tutacak, çekip geri alacak. Mary bu duyguyu tanıyor; o da hissediyor; yaşamış; belki de sonsuza kadar, yaşamaya devam edecek. Yatağın yanında oturan, çocuğunu tutmaya, bırakmamaya çalışan kadın kendisi olmuş çok kereler. Hepsi boşuna. Verilen şey her an geri alınabilir.
Sayfa 157·Kitabı okudu
“Biliyorsun,” diyor, “ablamın o kadar erkek arasından niçin seni seçtiğini anlayabilmiş değilim. ‘Onunla evlenip ne yapacaksın? Ne var ki onda?’ diye sormuştum.” Bartholomew değneğini alıp dümdüz ayaklarının arasına dikiyor. “Ne dedi biliyor musun?” Agnes’ın kollarını kavuşturup dimdik durmuş olan kocası dudaklarını sıkarak başını iki yana sallıyor. “Ne dedi?” “İçinde şimdiye dek tanıdığı herkesten daha çok şeyin gizli olduğunu söyledi.” Agnes’ın kocası duyduğu şeye inanamıyormuş gibi bakakalıyor. Yüzü kederli, acılı, şaşkın. “Öyle mi dedi?” Bartholomew başını sallıyor. “Evlenmek için ne demeye seni seçtiğini anladığımı söyleyemem ama ablamla ilgili bildiğim tek bir şey var. Ne biliyor musun?” “Neymiş?” “O hiç yanılmaz. Hiçbir konuda. Bakış açısına göre, ya bir lütuf ya da lanettir bu. Ama eğer seninle ilgili böyle düşünüyorsa, haklı çıkma ihtimali de var.”
Sayfa 130·Kitabı okudu
Elinden İncil’i de aldıktan sonra bir kitap daha alıyor ama yere koymadan önce duraksayarak kitaba şöyle bir bakıyor. “Bu nedir?” diye soruyor arkasını çevirerek. “Bir komşumuz öldükten sonra benim olmasını istedi,” diyor Agnes, parmak ucuyla kitabın ilk sayfasına dokunarak. “Bizim için yün eğirirdi ve yünleri ona ben götürür, işi bitince de gidip alırdım. Bana karşı hep çok iyiydi ve vasiyetinde kitabın bana kalmasını istediğini yazmıştı. Önceden de kocasınınmış, adam eczacıydı. Çocukken bahçe işlerinde ona yardım ederdim. Bir seferinde...” diyerek biraz susuyor, “...annemle birlikte bu kitaptan çok faydalandıklarını söylemişti.” Kocası ona sarılan kolunu çekip kitabı iki eliyle tutarak sayfalarını çeviriyor. “Küçüklüğünden beri sende mi yani?” diyerek dip dibe basılmış sözcükleri tarıyor. “Latinceymiş,” diyerek alnını kırıştırıyor. “Bitkilerle ilgili. Kullanım alanları. Bitkileri nasıl tanıyacağın. Bazı hastalık ve rahatsızlıkları nasıl iyileştirdikleri falan.” Agnes kocasının omzu üzerinden bakıyor. Gözyaşı şeklinde taçyaprakları, iç içe geçmiş uzun ve koyu renk kökleri olan bir bitkiye, meyve dolu kalın bir dalın resmine bakıyor. “Biliyorum,” diyor. “Bu kitaba çok baktım ama okuyamıyorum tabii. Sen bana okur musun?” diye soruyor. Kocası aslında ne yapmak istediğini hatırlamış gibi görünüyor. Kitabı bırakıyor; gözleri karısının üstünde geziniyor. “Okurum tabii,” diyor, Agnes’ın iç gömleğinin bağlarını çözmeye başlayarak. “Ama şimdi değil.”
Sayfa 109·Kitabı okudu
Agnes’la Mary’nin arasındaki bütün ayrılıklar –ki bu kadar iç içe yaşarken, yapılacak bir sürü iş, bir sürü çocuk, bir sürü boğaz varken, ikisi de yemekleri pişirmek ve giysileri yıkayıp onarmak, erkeklere göz kulak olup onları pohpohlamak, yatıştırıp yol göstermek zorundayken, tabii ki aralarında çok fazla görüş ayrılığı oluyor– bir işbölümünün içinde kaybolup gidiyor. Normalde iğneli sözlerle dırdır edip birbirlerini sinir edebilirler; fazla tuzlu, taneli ya da baharatlı olduğu için diğerinin pişirdiği bir yemeği götürüp domuzlara verebilirler; birbirlerinin örgüsüne, dikişine, nakışına dudak bükerek bakabilirler. Ama böyle zamanlarda da, bir kişinin iki eli gibi iş görebilirler. İşte. Agnes bir tencereye su doldurup karışımı içine serpiştiriyor. Mary körüğü kontrol ediyor, Hamnet’tan odunları alıyor, Susanna’ya öbür evdeki sandıktan çarşafları getirmesini söylüyor. Ardından mumları yakıyor ve alevler parlayarak uzuyor, odanın karanlık köşelerine kavisli ışıklar vuruyor. Agnes tencereyi Mary’ye veriyor, o da suyu ısıtmak için ateşin üstüne tutuyor. Sonra konuşmaya bile gerek kalmadan merdivenden birlikte çıkarlarken, Agnes kayınvalidesinin Judith’i güler yüzle selamlayacağından, duygularını ona belli etmeden cesaret verici şeyler söyleyeceğinden adı gibi emin. Kızıyla birlikte ilgilenecek, döşeği aşağı indirecek, ilacını verecekler. Bu işi birlikte halledecekler.
Sayfa 104·Kitabı okudu