Firdevs Çelik Öztayşi

Firdevs Çelik Öztayşi
@Firdevscelik
Çay,kahve ve de kitaplar
Erzurum
51 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
“Ne zamandır bu halde?” Arkasına dönmeden, yüksek sesle konuşuyor. “Okuldan döndüğümden beri,” diyor Hamnet yüksek perdeden bir sesle. “Kediciklerle oynuyorduk ve Judith... babaannemin odunları kesmemizi söylediğini hatırladı, kesecektik ama elimizde kurdeleyle kediciklerle oynuyorduk. Odunlar öylece duruyordu ve ben—” “Boş ver odunları şimdi,” diyor Agnes kontrollü bir sesle. “Mühim değil. Judith’i anlat.” “Boğazının ağrıdığını söyledi ama biraz daha oynadık, sonra ben odunları keseceğimi söyledim, o da kendini çok yorgun hissettiğini söyledi ve buraya gelip yattı. Biraz odun kestim –hepsini değil– sonra da ona bakmak için yukarı çıktım ama hiç iyi görünmü yordu. Sonra seni aradım, babaannemi aradım, herkese baktım,” derken Hamnet’ın sesi yükseliyor, “ama kimse yoktu. Sana seslene seslene her yere baktım, her yeri aradım. Sonra koşup doktora gittim ama o da evde değildi ve başka ne yapacağımı bilemedim. Bilemedim... bilemedim işte...” Agnes doğrulup oğluna doğru uzanıyor. “Yok bir şey,” diyerek kollarını uzatıyor. O dümdüz, sarı saçlarla kaplı başını omzuna bastırınca vücudunun nasıl titrediğini, nasıl titrek nefesler alıp verdiğini hissediyor. “İyi etmişsin, elinden geleni yapmışsın. Hiçbiri senin suçun—” Kendini zorla ondan kurtaran Hamnet’ın yüzü ıpıslak ve acı içinde. Çocuk, “Sen neredeydin?” diye bağırırken korkusu öfkeye dönüşüyor, sesi titriyor, son zamanlarda yapmaya başladığı gibi ilk sözcüğü vurgulayarak, ikinci sözcükte yine yükseliyor. “Bakmadığım yer kalmadı!” Agnes gözlerini kaçırmadan ona baktıktan sonra yine Judith’e dönüyor. “Hewlands’a gitmiştim. Bartholomew arıların bahçeye akın ettiğini haber verdi. Zannettiğimden daha uzun sürdü. Üzgünüm,” diyor. “Burada olmadığım için çok üzgünüm.” Yine oğluna doğru uzanıyor ama Hamnet ondan kaçarak yatağa doğru
Sayfa 100·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Rahip yüzüğü kutsal suya batırıp bir dua mırıldanarak damada veriyor. Herkesin, en arkadakilerin bile duyabileceği kadar net bir sesle, In nomine Patris, diyerek yüzüğü Agnes’ın başparmağına takıp çıkarıyor; in nomine Filii, diyerek işaretparmağına, in nomine Spiritus Sancti, diyerek ortaparmağına takıp çıkarıyor. Amin, derken, damadın önceki gün kaçıp meyve bahçesine saklandıklarında, oradan geçen bir damarın dosdoğru kalbe gittiğini söylediği yüzükparmağına takıyor. Agnes teninde bir an soğukluk ve kutsal su yüzünden ıslaklık hissediyor ama sonra kalbinden pompalanan kan yüzüğü ısıtıyor, ısısını vücut ısısıyla eşitliyor. Agnes üzerinde taşıdığı üç şeyin fazlasıyla farkında, kiliseye giriyor. Parmağındaki yüzük, avcunda tuttuğu kuşüvezi salkımı ve kocasının eli. Sıraların arasında birlikte ilerlerken, arkalarındaki bir yığın insan taş zeminde takır tukur ayak sesleri çıkararak sıralardaki yerlerini alıyor. Agnes ayini dinlemek üzere kocasının solunda, altarın önünde diz çöküyor. Başlarını birlikte öne eğiyorlar ve rahip onları iblislerden, şeytandan, dünyadaki bütün kötülüklerden ve istenmeyen şeylerden korumak için üzerlerini örtüyor.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Gelin sağına soluna bakmadan, dümdüz yürüyor. Eliza, Eliza’nın kucağında taşıdığı Edmond, Mary, gelinin birkaç arkadaşı ve fırıncının karısı da yanında. Joan ve üç kızı yan tarafta, biraz uzaklarında. Joan en küçük oğlunu elinden tutmuş çekiştiriyor. Üç kız aynı hizada, dip dibe, kol kola, kendi aralarında gülüşüp fısıldaşarak yürüyor. Eliza onlara defalarca göz ucuyla baktıktan sonra başını çeviriyor. Agnes bunu, Eliza’nın hüznünün onu bir sis gibi sardığını görüyor. Agnes her şeyi görüyor. Çalı çitlerdeki, uçları kahverengine dönmeye başlamış kuşburnularını; erişilemeyecek kadar yüksekteki, toplanmamış böğürtlenleri; yol kenarındaki bir meşenin dalları arasında gidip gelen bir ardıçkuşunu; en küçük oğlunu sırtında taşıyan üvey annesinin ağzından bembeyaz çıkan nefeslerini, eşarbının altından çıkan ve garip bir şekilde renksiz görünen tutam tutam saçı, kalçasının geniş salınımını. Agnes, Caterina’nın düz ve geniş kemikli burnunu, Joanie’nin düşük saç çizgisini, Margaret’in kalın boynuyla uzun kulakmemelerini annelerinden aldıklarını görüyor. Caterina’nın kendini mutlu edebilme becerisine ya da yeteneğine sahip olduğunu, Margaret’in onun kadar olmasa da bu konuda yine yetenekli olduğunu, Joanie’de bu yeteneğin hiç olmadığını görüyor. Bu kez Caterina’nın elini tutarak yürümeye başlamış olan en küçük oğlanda babasını görüyor: onun sarı saçlarını, kare denebilecek yüz şeklini, dudak kenarlarının yukarı kıvrıklığını. Bacak kasları altta hareket ettikçe, çoraplarına bağlı kurdelelerin bir gerilip bir gevşediğini hissediyor. Tacındaki dallarla çiçeklerin ve otların hareket ederek başına battığını, saplarıyla yapraklarındaki suyun hafif hafif dışarı sızdığını hissediyor. Kendi içinde de bitkilerle eşzamanlı, uyumlu bir hareket, bir akım, dalga ya da gelgit olduğunu, kanın
Sayfa 94·Kitabı okudu
Düğünün hemen ardından, Joan ağzı dikilmiş gibi, kızdan şikâyet etmeyi bir anda kesmiş. Kesin bir tavırla, kızda bir gariplik olmadığını söylemeye başlamış. Hiçbir gariplik yokmuş. Kızın insan ruhunu görebildiğini söyleyen aptalca bir dedikoduyu yayıyormuş sadece. Onun ailesinde, çiftlik evinde normal olmayan hiç ama hiçbir şey yokmuş. Fakat kızın olağan dışı yetenekleri olduğu kulaktan kulağa yayılmış tabii. İnsanlar karanlığa sığınarak ona gelmeye başlamış. Kız büyüdükçe, ona ihtiyacı olanlarla karşılaşmanın yollarını bulmaya başlamış. Öğleden sonra geç saatlerde, akşamüstü ormanın çeperlerinde, ağaç dallarının altında dolaştığı, doğanının uçarak dalların içine dalıp sonra tekrar deri eldiveninin üzerine konduğu, civarda bilinen bir şeymiş. Kız doğanını alacakaranlıkta gezdiriyormuş ve aklınız bir parça çalışıyorsa, siz de o sırada oralarda gezinip ona rastlayabiliyormuşsunuz. İstendiği takdirde, kız –artık genç bir kadın olan kız– doğancılık eldivenini çıkarıp yalnızca bir an için elinizi tutar, başparmağınızla işaretparmağınızın arasındaki, elinizin bütün gücünü taşıyan o yeri sıkar ve size ne hissettiğini söylermiş. Bunun baş döndürücü, kız bütün gücünüzü oradan çekip almış gibi bitkin düşürücü bir deneyim olduğunu söyleyenler varmış; kimileri de üzerlerine yağmur yağmış gibi, canlandırıcı, enerji veren bir deneyim olduğunu söylüyormuş. Doğanı kanatlarını açıp havada daireler çizer, gözcülük edercesine ötüp dururmuş. Kızın adının Agnes olduğu söylenirmiş.
Sayfa 41·Kitabı okudu
8/10
·211 syf.··
4 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 17:24
·
2026 1. kitabı
Orhan Pamuk
7.6/10 · 62,1bin okunma