Firdevs Çelik Öztayşi

Firdevs Çelik Öztayşi
@Firdevscelik
Çay,kahve ve de kitaplar
Erzurum
52 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"Pazartesi gene geleceğim" dedim gülümseyerek. Çantamdan çıkardığım Dante Rossetti'nin yırtılmış, yapıştırılmış kırmızı saçlı kadın resmini verdim. "Romanını yazacağını bilmek ise oğlum, çok mutlu etti beni!" dedim. "Bitince kapağına bu resmi koyar, biraz da güzel ananın gençliğini anlatırsın. Bu kadın, bak, biraz benziyor bana. Tabii romanına nasıl başlayacağını sen daha iyi bilirsin ama kitabın, benim son sahnedeki monologlarım gibi hem içten hem de bir masal gibi olmalı. Hem yaşanmış bir hikâye gibi sahici, hem de bir efsane gibi tanıdık olmalı. O zaman yalnız hâkim değil herkes anlar seni. Unutma, aslında baban da yazar olmak istemişti."
Sayfa 195·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Oğlum ile babası yemek masasına dönmeyince arkalarından kuyuya koştum. Başkaları da geldiler. Eski yemekhane binasına bizi bekçi götürdü. Biz içeri girerken rezil ve edepsiz bir köpek boğulur gibi havlıyordu. Oğlumu kapağı açılmış kuyunun az ötesinde tek başına otururken gördüm ve hemen anladım ne olduğunu. Evladım istemeden babasını öldürmüştü. Yanına koştum, bütün gücümle sarıldım ona. Onu anladığımı, onu tanıyıp bildiğini, istediği gibi şefkatim ve sevgimle onu koruyacağımı hissetsin istedim. Önce acımı gözlerimden akan yaşlarda hissederek, daha sonra Sührab'ın annesi Tehmine gibi, ciğerlerimden gelen çığlıklarla ağlamaya başladım. Evet, tiyatrodaki gibi. Ama acım tiyatro sahnesinde hissettiğimden çok daha karmaşıktı. Bir yandan haykırır gibi yüksek sesle ağlıyor, ağlamanın bana iyi geleceğini düşünüyordum. En arsız erlerin, en edepsiz sarhoşların, en rezil tacizcilerin bile ağlayan bir kadını görünce yatışmalarının nedenini kavramıştım: Âlemin mantığı anaların ağlaması üzerine kurulmuştu. Şimdi de bunun için ağlıyordum. Ağlamanın iyi geldiğini, çünkü ağlarken başka şeyler düşünebildiğini de sezerek her şeye ağlıyordum.
Sayfa 189·Kitabı okudu
Gazetelerin çoğu da bunu anladılar ama okurlarına dürüstçe anlatmadılar. Sührab'ın büyüklüğü, Cem'in zenginliği, Enver'in asıl babasını tıp sayesinde yıllar sonra keşfedip bulması ve sonra da öldürmesi... Gazeteciler bu hikâyelere okurların bayılacağını biliyordu. Benim son anda olay yerine gelmem ve gözyaşlarım da uzun uzun yazıldı. Melodramsever iyi niyetliler, oğlunun babasını öldürmesine tanık olan "eski tiyatro ve seslendirme sanatçısının" acılarını uzun uzun yazdılar. Sührab'dan reklam alan kötü niyetli gazeteciler, bunun kaza değil, biz ana ile oğulun yıllarca birlikte, çok dikkatle planladığımız bir cinayet olduğunu, benim gözyaşlarıma kimsenin inanmaması gerektiğini, bizi harekete geçiren şeyin evladı olmayan Cem'in servetini bir an önce ele geçirme hırsı olduğunu utanmazca iddia ettiler. Kırmızı saçlarımdan bu iddialarının ve benim düşük karakterimin kanıtı diye söz ettiler. Ama Öngören'e Kırıkkale tabancasıyla gelen, kuyunun başında öfkelenip onu çıkartan oğlum değil babasıydı... Tabancanın Cem'in ruhsatlı silahı olmasını hâkim oğlumun iyi niyetinin ve bizim bir şey planlamadığımızın kanıtı olarak görecektir. Eminim bundan. Ama gazeteler bu ayrıntının üzerinde hiç durmadılar bile. Böylece biz ana oğul, İstanbul tarihine mirasına konmak için babayı öldüren kırmızı saçlı kötü anayla evladı olarak geçtik. Bu çok ağırıma gidiyor. Oğlumu görmeye Silivri Cezaevi'ne gidişlerimde haberlere inanmış edepsiz mahkûmlardan biri laf attığında, bir başkası kötü kötü baktığında, hatta iyi niyetle yardım eden bir gardiyanın yüzündeki ifadeyi fark edince kalbim hiç tamir edilmeyecek kadar kırılıyor.
Sayfa 188·Kitabı okudu
Şaşırdım, ama sanki aklımın bir yanıyla da biliyordum onun kim olduğunu. Hayatta rastlantı diye geçiştirdiğim şeylerin aslında bir anlamı olduğunu tiyatroda öğrendim. Hem oğlumun hem babasının yazar olmak istemesi basit bir rastlantı değildir. Otuz yıl sonra burada Öngören'de oğlumun babasıyla karşılaşmam rastlantı değildir. Oğlumun da, tıpkı babası gibi babasızlık acısı çekmesi rastlantı değildir. Tiyatro sahnelerinde yıllarca ağladıktan sonra, hayatta içtenlikle ağlayan bir kadına dönüşmem rastlantı değildir.
Sayfa 178·Kitabı okudu
"Niye dönmek istiyorsan? Korkuyor musun?" "Neden korkayım ki!" "Kuyuya dikkatsizce düşmekten değil, şimdi ben seni tutup aşağıya atıveririm diye korkuyorsun" dedi gözlerimin içine bakarak. Ben de onun gözlerinin içine baktım. "Niye yapasın ki babana böyle bir şey?" dedim az sonra. "Mahmut Usta'nın intikamı için..." diye saymaya başladı. "Beni terk ettiğin için. Evli anamı kandırdığın için. Yıllar ve yıllar sonra oğlunun mektubuna bir cevap bile vermediğin için... Senin istediğin gibi bir birey olmak için. Ve tabii mirasın bana kalacağı için..." Nedenler listesinin uzunluğu korkutmuştu beni.
Sayfa 170·Kitabı okudu