Sevdiğinden şüphe ettiğim için değil.
Ama sevginin zamanla ne olduğunu bilirim.
Türlü örnekleriyle gördüm nasıl sönüyor
Sevginin ateşi, pırıltılar,
Bir şey var sevginin alevleri içinde
Kendi kendini yiyen bir fitil, bir kömür var.
İlk hızını bir daha bulamıyor sevgi.
İyilik bile, bir sıtma ateşi gibi yükselip
Kendi aşırılığıyla öldürür kendini.
Kazandığımız zaferler ne kadar parlak da olsa,
Şanımızın özünü iliğini kemiriyor bu halimiz.
İnsanın kendisi için de böyledir bu;
Çok kez bir kusur olur yaradılışında,
Suçu da yoktur bunda,
Kendi seçmemiştir çünkü doğuşunu.
Olur a, pek aşırı bir öfkeye kapılıp
Aklın duvarlarını yıkar geçirir,
Ya da ciğerlerine işlemiş bir alışkanlık
Gelir berbat eder en güzel davranışlarını.
Evet, tabiatından ya da bahtından gelen
Bir tek kusurla damgalandı bu insan
Başka değerleriyle bir melek olsa,
Bir insanın olabileceği kadar büyük olsa,
Yalnız o kusurundan ötürü
Düşer insanların gözünden.
Bir damla kötülük en soylu varlığı
Lekeler ve yıkar bile bazen.
Görünen mi dediniz? Olan deyiniz, sayın bayan,
Görünen yok benim için, olan var.
Giydiğim karalar değil yalnız, sevgili annemiz,
Âdetlere uyarak tuttuğum matem değil,
İniltiler, sel gibi göz yaşları değil,
Dertli, kederli bir görünüş değil,
Takma, uydurma bir yüz değil,
Benim gerçek halimi anlatacak.
Bütün bunlar görünüş gerçekten.
Gösteriş olabilir bütün bunlar.
Ama hiçbiri anlatmaz bunların
Benim içimdekini.
Ezilmiş bir çiçekten yitip gitmiş baharının mis kokulu mucizesi nasıl anlaşılmazsa, Madame de Prie'nin tarih olmuş yazgısının tutkulu coşkusu da sezilmiyordu bu satırlardan.
Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar,
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.
En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir,
Aynı tat isteği, iştahı köreltir.
Onun için ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin,
Hedefe hızlı giden yavaş kadar geç varır.