“İstemem!” diyordu, “ O soytarı yapılı oğlana varmam! Öldürün beni, asın, etimi lokma lokma doğrayın isterseniz, varmam o soytarıya! Benim babam da, anam da, kardaşım da Kemal’dir, ondan başkasına varmam!“
Yığınla çocuk yapıp sokağa salıvermek hüner değildi. Hüner, az ama öz çocuk yapmak, geleceklerini düşünmekti. Yoksa köpeklerin de artlarında sürü sürü enikleri vardı.
Her şeyin eninde sonunda geçeceğini bilmek, bir yandan şefkatli bir sığınak, bir yandan da karanlık bir mezardı. Boşluğa
anlam katan ve bütün anlamların içini boşaltan bir bilgiydi. Bugünü var yarını yok kılan, ömrü kısa bir misafirlikle eş tutan, insana kardaki ayak izinden fazlası olamayacağını hatırlatan kadim ve kederli bir bilgi.