"Sık sık Fatih'in ünlü sözünü düşünüyorum. Bir şehir kurmanın olmazsa olmaz üç yapısı vardır: Kitaplık, kanalizasyon, hamam ! " Alıntısında da söylediği gibi kitap, kitaplık, okumak ve öğrenmek halkın var oluşunun temelidir. Sayın yazar çok yalın bir dil ve akıcı konu işlemesiyle bizlere pek çok yerel ve evrensel mesajlar verip bizi kendisininde bahsettiği gibi uyandırmaya itmek istiyor. Hikayemizin başrolü Mustafa bey kitap sevisiyle el ele vererek kendine biçilmiş görevi esaslı olarak yerine getirebilmek için kendine yöntemler, yardımcılar ve çözümler buluyor. Fakat bu aydınlanma, halkın kitaplar ile öğrenmesi bazı karşıtları rahatsız edip halkı eğitmek ve yol gösterip ellerindeki imkanları daha değerli kılabilmeleri için önayak olan eşekli kütüphaneciyi görevini biçilmiş kalıplarda yapmadığı ve edilgenden çıkıp etken olduğu için suçluyor. Hep gördüğümüz gibi bu yapılan haksızlığa ne kitaplığa kavuşanlar ve kavuşturan aracılar ne de yetkili kişilerden bir ititraz veya aksini iddia eden ses çıkmayınca zaten çekingen karakterimiz onca zaman emeğinin ona sadece suçlama getirdiğini fark edip mesleğinden erken emekli oluyor. Hikayenin hepsini anlattım neredeyse ama lütfen okuyun ve bu anlattıklarından daha da fazlası olan bilgiler ve yaşamlara tanıklık edin.