17 Haziran insanın içine sessizce işleyen, okudukça ağırlaşan ama bıraktıktan sonra da uzun süre etkisini sürdüren bir kitap. Hikâye sadece bir günü anlatıyor gibi görünse de aslında bir ömrün kırılma anına tanıklık ediyorsun. O gün, karakterlerin hayatında bir çizgi çekiyor; öncesi ve sonrası asla aynı olmuyor. Karakterler kusurlu ama çok gerçek. Kimse tamamen iyi ya da kötü değil; tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi. Bu da hikâyeyi daha inandırıcı ve daha dokunaklı yapıyor. Okurken bazı karakterlere kızıyorsun, bazılarına üzülüyorsun ama en sonunda hepsini anlamaya başlıyorsun.Beni çok etkiledi. Çocukluğuma yardım etmek istedim.
17 Haziran, insanın en çok kendine geç kaldığını fark ettiği o derin anın adı….
Benim için bu kitap, duygusal olarak kolay bir okuma değildi. Kalbimde gerçekten bir sıkışma hissettim.
Ama belki de bu yüzden etkileyici. Çünkü bazı kitaplar vardır, sadece okunur ve biter. Bu kitap ise hissedilir ve insanın içinde kalır. Beni derinden etkiledi. Kitapta en çok hissedilen duygu, zorunda kalınmış büyüme bence.Çocukluk dediğimiz o kırılgan, oyun dolu dönem; burada yerini sorumluluklara, korkulara ve içten içe bastırılan bir yalnızlığa bırakır. Bir çocuk bu kadar ağır yükleri taşımak zorunda olmamalıydı.Anneler nasıl sessiz kalır öfkesini mi daha baskın yoksa baba, amca, dayı her neyse onların yaptıklarına karşı öfkem mi daha baskın karar veremiyorum. Dönüp dolaşıp yine çocuğa geliyorum. Bir insan bu kadar küçükken bu kadar güçlü olmak zorunda mı?" İşte tam bu sorgulama, kitabın en vurucu yanı.
Çünkü cevap çoğu zaman sessizlikte saklı. Ve o sessizlik, okuyan kişiyi daha da derinden etkiliyor. Dili sade ve kesinlikle bilgilendiren bir kitap. Bu toplumda çocukları yani geleceğimizi korumak adına okunması şiddetle tavsiye edilir
Okudum bitti.
Kitabın neyi anlattığını kaç hikayeden oluştuğunu, dilini,akıcılığını daha önce bir çok kişi yorumlamıştır diye düşünüyorum.Bende bıraktığı etkiyi bir iki cümle şeklinde yazmak istedim.
Okurken bir yerinde durup kapatmadan gözlerimi kapayıp İpini kopardığım yılların ötesinde bir sigara içimi konaklamak istedim. Duysallıkla karışık pişmanlıkla. Sonucu değiştiremesem de. Değişsin isterdim o ayrı.
Veeee az sonra eve gidip bir kahve yapmak ve ilk kez soğumadan içmek istiyorum. İstemeninde ötesinde kitap kahve siparişi gibi. Ben çok beğendim.Çok kalp
Kahve Soğumadan Önce
Mine Söğüt ün kalemiyle ilk kez tanıştım. Kendisini yıllar önce memlekette bir kitapevinin önünde söyleşi yaparken görmüştüm. Mine Söğüt olduğunu asla bilmeden geçip gittim. Aklımda kalan sadece rastalı saçları. Kitap alırken alışveriş listesine atıp atıp tekrar çıkardığım sonra yine attığım bu kitabı da arkadaşımdan ödünç alarak okudum. O kadar etkilendim ki geç de olsa böyle bir kalemle tanışmaktan çok mutluyum.Hüzünlü,sade ve gerçekçi bir dili var. Sistemin dışına çıkınca hayatta kalamayacağımızı sanmamız, korkularımız, inancımızın üzerine sorgulayan bir şey düşünce gelince hemen apar topar bu fikri kovmamız..Her felakette ,her yüzleşmede kaçışlarımı sorgulattı bana. Belki cümleye dökemediğim daha bir sürü şey:)
Keyifli okumalar dilerim.
Kadın olduğunun farkında değilsen,
adın olsa ne olacak olmasa ne olacak…Ataerkil bir toplumda varolma mücadelesi ve yasaklarla savaşmak sade bir dille anlatılmış.