Pelin

Pelin
@Followthegingercat
Ars longa, vita brevis
Vincent’in geriye kalan mektupları, onun en derin ve en mahrem duygularını sade ve dolaysız bir dille ifade eden, tüm zamanların en büyük mektup yazarlarından biri olduğunu gösterir. Yazdıklarında renklerin, manzaraların ve kendi resimlerinin tasviri güçlü bir şekilde hayat bulur. En dokunaklı olan da Theo’ya mektuplarını imzalama alışkanlığıdır. “Seni daima seven ağabeyin, Vincent.”
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Sanat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Van Gogh, 21 Temmuz 1882’de, bir ressam olarak tam tarzını bulmaya başladığı sırada kardeşi Theo’ya şunları yazmıştı: “Birçok kişinin gözünde ben neyim-bir hiç, bir delibozuk veya münasebetsiz bir adam-toplumda hiçbir konumu olmayan ve asla olmayacak biri, kısaca, adinin adisi. Tamam o zaman-bu tümüyle doğru olsa bile, bir gün eserlerimle, böyle bir delibozuğun, böyle önemsiz birinin yüreğinde neler olduğunu göstermek isterim. Kırgınlıktan çok sevgiye dayanan, her şeye rağmen tutkudan çok dinginlik duygusundan kaynaklanan tek arzum budur.”
Sanat
Algı yalnızca onu yaşayan kişi tarafından, yalnızca acıyı, gıdıklanmayı ya da esrimeyi hissetmekte olan kişi tarafından tecrübe edilir. İşte Descartes’ın bedenlerimizle derinden bağlı olduğumuzu söylerken kast ettiği de kısmen budur. “Acını hissediyorum” demek duygudaşlık saçmalığıdır.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Michelangelo’nun Adem’in Yaratılışı eseri
1786 senesinde Goethe muhteşem eserden büyülenmiş bir şekilde şunları yazar: “Keşke insanın böyle resimleri ruhuna sabitleyebilmesinin bir yolu olsaydı! Neyse ki en azından eserin bulabildiğim tüm gravür ve desen kopyalarını yanımda götürebileceğim.”
Sayfa 74·Kitabı okudu
Zola, Manet’nin tuvallerini “zarif, sahih lekelerin ahenkli biraradalığı” sözleriyle tanımlamıştır (House, s.75).
Sayfa 71·Kitabı okudu