Her mutsuzluğun ötesinde yine yaşam bekler. Ama insana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak.
Yoksa hangi balık boğmuş kendini; hangi serçe atlamış damdan?
Dostoyevski
#270814929#275263150#274287236
"Martin Eden, " dedi kendi kendine. "Sen bir yabani değil, lanet olası zavallı bir Nietzesche adamisin. Eğer yapabilseydin bu kızla evlenip yüreğini mutlulukla doldururdun.
Ama olmaz işte,yapamazsın. Ne lanet olası bir hicap, ne utanç."
Martin bir gün ne kadar yalnız olduğunu hissetti.Saglikli ve güçlüydü ama yapacak bir şeyi yoktu.Okumayi ve yazmayı kesmesi,Brissenden'in ölümü ve Ruth'tan ayrılmasi hayatinda büyük bir boşluğa neden olmuştu; içindeki yaşam gücü,kafelerde güzel zaman geçirmek ve Mısır sigarası içmek dışında birşey yapmamaya isyan ediyordu.
Artık bedenini kötü kullanmıyor, uykusuz kalmıyor, aşırı çalışmıyor, sürekli okumuyordu. Yazmıyordu; defteri kapatmıştı. Tepelere yürüyüşler yapıyor, sakin parklarda uzun saatler geçiriyordu. Arkadaşı ve tanıdığı yoktu, kimseyle tanışmaya da çalışmıyordu. Hiç heves etmiyordu böyle bir şeye. Nereden ve nasıl geleceğini bilmeden, kesintiye uğramış hayatını tekrar harekete geçirecek bir dürtü, uyarıcı, itici bir güç bekliyordu. Bu arada da günleri avare, plansız programsız, tembel ve yararsız, geçip gidiyordu.
Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
"Bitirdim ben...
Koydum lavtavamı kenara.
Mor üçgüller arasında
Gölgeler asılı durdukça
Şakımak da sona erdi, şarkılar da.
Bitirdim ben...
Koydum lavtamı kenara.
Eskiden bülbüller gibi erken,
Çiy düşmüş çalılarda öterken,
Kestim artık sesimi.
Yorgun bir ketenkuşuyum şimdi.
Dudağımdaki ezgiler bitti,
Öttüğüm zamanlar geçip gitti.
Bitirdim ben.
Koydum lavtamı kenara."