"TERTELÊ ÇÊNEKU" (KIZLARIN KIYIMI)
Kitap 'Roman-Edebiyat' bölümünde yer alıyor ama bu bir roman değil. Tamamen yaşanmış olaylar genellikle birinci kişi ağzından anlatılan anılar. Tabi ki belgelerle doğrulukları desteklenmiş, ispatlanmiş sağlam bir araştırma kitabı. Bu sebeple ben Nezahat GÜNDOĞAN ve Kazım GÜNDOĞAN'a içten teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum. Tabi ki bu araştırma süreci içerisinde onlara yardım eden tüm herkese de aynı şekilde.
Çocuklarının gözleri önünde öldürülen anneler, babalar...
Annelerinin ellerinden zorla alınan güzel kızlar, çocuklar...
Aynı dili konuşmayan iki toplum ve bir kıyım, katliam...
Veee daha bir sürü şey hepsi bu kitapta.
Sorarım size çocuğunuzun, kardeşinizin, annenizin, babanızın tek tırnağını dahi bir ideoloji uğruna verir misiniz? Ya da hangi ideoloji ölümden daha üstün? Hiç bir ideoloji bir insan hayatına değer mi? Bunu ne zaman anlıyorsunuz biliyor musunuz? Tam anlamıyla yaşayınca anlarsınız.
Türkmüş , Kürtmüş, ocuymuş, şucuymuş, bilmem hangi zıkkım zelzevatmış. Neyse ne ya! Neyse ne! İnsan değil mi? İnsan! Dili, dini, ırkı her şeyi bir tarafa bırakın! İnsanız, canına taş değse acıyan insan!
Hepimizin yaşadığı travmalar vardır. Küçük, büyük hiç fark etmez yaşantımızı büyük oranda etkiler geçmişte yaşadıklarımız. Bu kitapta geçen travmalar - ben hepsini detaylı olmasa bile yüzeysel olarak anlatacağım - vicdanı olan, her insanı etkiler diye düşünüyorum.
Bu kitabı okurken okumayı öğrendiğim güne lanetler yağdırdım diyebilirim. Yakın çevrem bilir, bir taraftan okurken diğer taraftan ağlıyordum. Öyle aşırı duygusal biri de değilimdir. Standart bir insan yani.
Yani her gün herkes savaş yaşamıyor ya da bu tarz olaylar her zaman gelmez insanların başına o yüzden verilen her tepki bana doğal geliyor. Her gün önünde anneni
Din, sömürülme, sızı ve ıstırap çekme gerçeğini Tanrı’nın isteği olarak ya da Tanrı’ya itaat etmemesinin sonucu olarak göstererek insanları buna razı etmeye çalışır.
Kendi çıkarlarına zarar vermek pahasına bile olsa başkalarına kötülük etmemeye karar verdiğinde özgür bir şekilde davranıyorsun.
Sırf kendi arzularının peşinden koşan kişi pek de özgür sayılmaz gerçekten.
Yirmi yıldır bize vaadlerde bulundular... Sonra da sadece zamlar, ek vergiler getirdiler, kendi reformlarını gerçekleştirdiler. Aralarında faşist parti de olmak üzere milyarları partilerine pay ettiler. Önce çalıp, sonra da aklanmak için sistem kurdu bu hükümetin düzülmüş hırsızları!