Ayaklanmayı planlayanlar ve önderler kitle desteğini sağlamakta yalnızca millî propagandanın yeterli olmayacağını, dini ajitasyonun daha etkin olacağını düşündüler. Kısmen bu nedenden ayaklanmanın önderleri olarak şeyhler seçildi. Ayaklanma anı cihad olarak adlandırıldı; Şeyh Said’e de emir el mücahidin (mücahidlerin komutanı) unvanı verildi.Ancak tüm bunlar yine de ayaklanmanın ardındaki itici gücü tek başına dini motivasyonun sağladığı anlamına gelmez.
1928’de hükümet genel af çıkardı. Geri kalan gerillaların pek çoğu dağdan inerek af kapsamına alınmayı kabul etti; bu, silahlarını teslim ettikleri anlamına geliyordu. Türk hükümetinin tamamen kontrolü altına alamadığı tek bölge Celali aşiretinin yaşadığı Ağrı Dağı bölgesiydi. Af kanununa rağmen kendisini emniyette hissetmeyen bazı gerillalar da bu bölgeye gittiler. Bunlara Kuzey Kürdistan’ın birçok bölgesinden Kürt milliyetçileri de katıldı. Suriye’de üslenmiş olan Kürt Millî Cemiyeti Hoybun da bölgeye adamlarını gönderdi.
8 Şubat’ta Piran’da ufak bir olay ayaklanmanın vakitsizce patlak vermesine yol açtı. Jandarma tarafından takip edilmekte olan birkaç kanun kaçağı şeyhe sığındılar. Bunların ardındaki jandarma birliği kaçakların kendilerine teslim edilmelerini istedi. Şeyhe büyük bir silahlı güç eşlik etmekteydi. Ancak havadaki gerilim nedeniyle şeyhin askerleri ve jandarmalar arasında en azından bir jandarmanın ölümüyle sonuçlanan bir silahlı çatışma çıktı.Ortamın henüz bir ayaklanma için olgunlaşmadığının bilincine varan şeyh, olayı yatıştırmaya çalıştı, ancak aniden olaylar denetiminden çıktı.