Saldırganlığımın dehşetini titreyen ellerimde halen yaşıyorum. Ama fark ettim ki bu dehşet, saldırganlığımdan değil de bağışlanmış bedenimdeki istek ve duyguların yarattığı körü körüne isyan duygusundan kaynaklanıyor.
Kırık bir oyuncak bebek gibi sandalyeye firlattım onu ve artık dağılan parçalarının birleşmeyeceği muhakkak Ve tüm hayatım, onunla bugüne kadar, bir oyuncak be- bekle oynar gibi geçirdiğim hayatım belki de artık param- parça ve tümüyle sonlandı.
Sadece onların gözünde mi? Kendi içimde de ruhumun yalnızlığında, kendi bedenimi, onların gerçeğinden de farklı şekilde "hiç kimse" olarak görüyordum ve bundan dehşete kapılıyordum
“Evet, Bibi," diyorum ona. "Bu pis kokuyu... ben de duyuyorum. Ama bana daha kötü kokan şeyler de var, biliyor musun? İnsanlardan yayılan kokudan daha kötü değil. Bedenlerinden. Hele ruhlarından yayılandan. Ve bu kokulardan kaçamıyorsun."