Fatime Tülübaş

Fatime Tülübaş
SADECE VE SADECE KİTAP
Sanat Kokan Kitap
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 07:56
Harflerin hecelere, hecelerin kelimelere, kelimelerin cümlelere dönüştüğü büyülü bir metin bu. Marcel Proust cümleleri adeta ahenkle dans ettirmiş. O cümlelerin içinden aşk, tutku, sanat, müzik, vazgeçiş, kabulleniş ve geçmişe yapılan yolculuk akıp gidiyor. Combray’i öyle bir anlatıyor ki okur olarak büyülü bir gerçekliğin içine giriyorsun. Swann’ların Tarafı’ndayken bir yandan diğer tarafta dolaşıyor, tabloların içinde geziyor, bir müzik cümlesinin titreşimini duyuyor, balolarda ve sohbetlerde sen de var oluyorsun. Bu kitap sadece okunmuyor; içine giriliyor. Ama kolay bir metin değil. Zorlayıcı. Odak isteyen. Bazen tek bir cümle bir sayfa sürüyor. Anlatıcıyla birlikte biz de geçmişe dönüyoruz; bir koku, bir dokunuş, bir tını bizi kendi geçmişimize götürüyor. Kendi aşklarımızı, hatalarımızı, kırgınlıklarımızı sorguluyoruz. Kıskançlığın en gizli delhizlerinde geçmişimizle yüzleşiyoruz. Swann’ı o karanlık kuyudan çıkarmaya çalışırken aslında kendi içimize bakıyoruz. Swann’ın Odette’e aşkı da bu büyünün içinde doğuyor. Sevdiği bir tablodaki ayrıntıyı Odette’in yüzünde gördüğü an, zihninde bir bağ kuruyor. O ana kadar güçlü bir duygu hissetmeyen Swann, estetik hayranlığını Odette’le eşleştirdiği anda âşık oluyor. Peki bu gerçekten aşk mı? Yoksa kendi zihninde canlandırdığı bir imgeye, yaşamak istediği başka bir rüyaya mı tutuluyor? Odette’i olduğu gibi sevmiyor; onu sevdiği tabloların, bir müzik cümleciğinin içine yerleştirerek seviyor. Belki de âşık olduğu kadın değil, kendi kurduğu aşk fikri. Onu elinde tutma çabası, hiçbir zaman tam olarak kendisine ait olmayan bir kadını değil; kendi zihninde yarattığı duyguyu kaybetmeme çabası. Bir kitap sanat kokar mı? Swann'ların Tarafı sanat kokuyor. Bayağı görülebilecek bir aşk hikâyesini sanat eserine dönüştürüyor. Belki
Edebiyat
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kısa öyküler ama derin anlamlar seçkisi..
Puan vermedi·174 syf.··
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 09:22
Vüs’at O. Bener’in Dost adlı öykü kitabını bitirdiğimde, karşıma çıkan şey klasik anlamda bir “toplumsal gerçekçilik” olmadı. Bu kitapta toplumsal gerçek, büyük olaylar ya da dış çatışmalar üzerinden değil; insanın iç dünyasında yaşadığı huzursuzluklar üzerinden kuruluyor. Dost’taki öyküler, gündelik ve doğal olaylardan oluşan bir demet gibi ilerliyor. Hem geçmişte hem bugün yaşanabilecek sahneler var. Ancak bu sıradanlığın içinde güçlü bir ortaklık hissi oluşuyor: karakterlerin neredeyse tamamı, bulundukları ortamlarda huzursuz ve kendi iç dünyalarıyla sürekli bir kavga hâlinde. Bu öykülerde asıl hareket, dışarıda değil; iç monologlarda yaşanıyor. Bener’in karakterleri sürekli bir sorgulama içinde. Ama bu sorgulama, insanı arındıran bir sorgulama değil. Daha çok kendini savunmaya, haklı çıkarmaya çalışan bir iç konuşma. İnsanlar başkalarını değerlendirirken, yargılarken ya da dinlerken bile çoğu zaman kendi çıkarlarını merkeze alıyorlar. Bu yönüyle öyküler, insanın iç dünyasının ne kadar bencil, hesaplı ve savunmacı olabildiğini açıkça gösteriyor. Ki yazarın tüm karaketeleri kaba, zalim, aşık, kurnaz v.b. nitelikte bireyler. Bu kitapta yalnızlık, toplumdan kopuşla değil; tam tersine, toplumun içinde kalarak yaşanan bir yalnızlık olarak karşımıza çıkıyor. Karakterler kalabalıkların içindeler ama ait değiller. Aynı ortamı paylaşmak zorunda oldukları, aynı bakış açısına sahip olmadıkları insanlarla birlikte yaşamak onları daha da köksüz hissettiriyor. Dışarıdan bakıldığında uyumlu gibi görünen bu insanlar, içten içe sürekli bir sıkıntı hâliyle mücadele ediyorlar. Öykülerin başlıkları da bu dünyanın önemli bir parçası. Başlıklar öylesine seçilmiş değil; her biri, anlatılan hikâyenin ruhuna doğrudan temas ediyor. Kimi zaman bir duyguya, kimi zaman bir nesneye ya da bir
Edebiyat
DostVüs'at O. Bener · Everest Yayınları · 2022745 okunma
Platon'un Gençlik Rüyası
8/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 09:28
Platon’un Devlet adlı eseri, okurunu ideal bir devlet tasavvuru üzerinden adalet, insan, erdem ve eğitim kavramlarıyla yüzleştiren güçlü bir düşünce metnidir. Kitap ilerledikçe şunu açıkça görmek mümkündür: Platon’un anlattığı devlet, gerçekleşmesi hâlinde düzenli ve uyumlu bir yapı ortaya koyabilecek olsa da, gerçekçi bir gözle bakıldığında bir ütopya niteliği taşır. Devlet tasarımında öne çıkan kimi uygulamalar, özellikle ahlaki ve etik açıdan ciddi sorunlar barındırır. Kadınların ortak olması, evliliğin reddedilmesi ve çocukların aile kavramından koparılması; kimin anne, kimin baba, kimin kardeş olduğunun bilinmediği bir toplumsal yapı öngörür. Bu durum, insanın doğal bağlarını ve ahlaki sınırlarını zedeleyen, uygulanabilirliği son derece tartışmalı bir yaklaşımdır. Bu yönüyle Devlet, ideal bir düzen sunma iddiasına rağmen insan doğasını yeterince hesaba katmayan bir yapı sergiler. Bununla birlikte Platon’un devleti yalnızca eleştirilecek bir ütopya olarak görmek eksik olur. Eserde, devletin düzeni açısından güçlü ve hâlâ geçerliliğini koruyan fikirler de yer alır. Adaletin, herkesin kendi işini yapması ve kendi alanında yetkinleşmesiyle sağlanacağı düşüncesi; bireyin hem kendini geliştirmesini hem de topluma katkı sunmasını temel alır. Toplumun altın, gümüş ve bronz olarak sınıflandırılması bugün problemli görünse de, Platon’un burada asıl vurgusu liyakat ve yetkinliktir. Alt sınıftan bir bireyin yeteneği doğrultusunda üst sınıfa geçebilmesi fikri, katı bir soy anlayışından ziyade işlevsel bir düzen arayışını yansıtır. Bekçi sınıfının eğitimi, savaş ve barış dönemlerinde nasıl davranmaları gerektiği, ölçülülük ve disiplin ilkeleri Platon’un devlet anlayışında önemli bir yer tutar. Özellikle müzik, beden eğitimi ve ruh terbiyesinin birlikte ele alınması, insanın
1000Kitap
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma
Şıpsevdi'den ahlak dersleri
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 21:23
Hüseyin Rahmi Gürpınar, yazdıklarıyla cehalet batağına saplanmış bir toplumu sarsarak uyandırmaya çalışmış bir yazardır. Bunu doğrudan vaazla değil, kara mizahın keskin diliyle yapmayı seçmiştir. Şıpsevdi romanında ne halkı masumlaştırır ne de kendini “aydın” olarak sunanları ayrıcalıklı bir yere koyar. Roman, yanlış anlaşılan batılılaşmanın, hurafeyle beslenen cehaletin ve ahlaki çöküşün aynı toplumsal zeminde nasıl yan yana durduğunu doğalcı bir gözle gösterir. Yazar, olayları dramatize etmekten çok sergiler; karakterleri yargılamaz gibi yaparak onların kendilerini ele vermesine izin verir. Romanın merkezindeki Meftun tipi, batılılaşmayı bir değer ya da düşünsel dönüşüm olarak değil, kişisel çıkarlarını meşrulaştıran bir maske olarak kullanır. Medeniyet onun için ahlaki bir ilerleme değil, kendine tanınmış sınırsız bir serbestliktir. Bu durum romanda açıkça gösterilir; Meftun’un her ahlaki savruluşu “medeniyet” kavramıyla birlikte gelir. Hüseyin Rahmi, yalnızca sözde aydınları değil, batıl inançlara teslim olmuş halkı da sert biçimde eleştirir. Halk, romanda kandırılan masum bir kitle olarak değil; sorgulamaktan vazgeçmiş, hurafeyi konfor alanı hâline getirmiş ve kaderci bir topluluk olarak resmedilir. Bu yönüyle Şıpsevdi, cehaleti yalnızca üstten dayatılan bir durum olarak değil, aşağıdan da taşınan bir alışkanlık olarak sunar. Romanın dikkat çekici yanlarından biri, ahlak ve bilgi arasındaki ters orantıyı sorgulatmasıdır. Hüseyin Rahmi, kimi zaman bir ahlaksızın ağzından ahlak dersi verdirerek okuru bilinçli biçimde rahatsız eder. Kadın meselesi romanda ayrı bir eleştiri alanı olarak öne çıkar. Türk kadınının cahilliğe mahkûm edilişi, kapalı bir kafesin içine hapsedilmesi ve insan yerine konulmaması, bireysel bir sorun olarak değil, toplumsal bir ayıp olarak
Edebiyat
ŞıpsevdiHüseyin Rahmi Gürpınar · Özgür Yayınları · 20143,411 okunma
9/10
·337 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 22:14
Amak-i Hayâl, yıllarca yüzeye, okuyucuya yeteri kadar ulaşamamış, istenilen ilgiye maalesef bir türlü erememiştir. Böyle bir eser tozlu raflarda adete keşfedilmeyi beklemeye mahkûm edilmiştir. Şu sıralar çok gündemde olan kitaplardan biri.. Ve Bu kitap Amak-i Hayâl'in anlam katmanları üzerine birçok kişinin yorumunun bir arada olduğu, okuyucu da oturmayan, anlaşılmayan kısımlarına dair yardımcı bir kitap. A’mâk-ı Hayâl ile ilgili her şey okunur kendi görüşümce. Farklı zihinlerin görüşlerine misafir olmak, yorumunu pekiştirmek ve kitabın içeriğine farklı pencereden bakmak isteyenler için tavsiyedir...
1000Kitap
A’mak-ı Hayal Kitabı Aşk Sır ArayışKolektif · Ketebe Yayınevi · 202218 okunma