Kassandra Damgası, Kassandra mitinin çağdaş bir yeniden yazımıdır: Hakikat açıkça söylenir, felaket görünür hâldedir; fakat kimse inanmak istemez. İnanmamakla da kalmaz, gerçeği dile getirenleri susturur, dışlar, suçlar. Çünkü hakikati kabul etmek, yalnızca bilmek değil; yaşam biçimini, alışkanlıkları ve konforu değiştirmeyi gerektirir. İnsan ise değişmekten korkar. Bu yüzden romanın temel çığlığı şudur: İnsanlığın sonunu Tanrı değil, insanın kendisi hazırlamaktadır.
Aytmatov, Kassandra Damgası’nda bilimi kutsallaştırmaz, sistemi şeytanlaştırmaz. Asıl odağı insanın ahlaki sorumluluğudur. Bilim ilerler, teknoloji gelişir; fakat insanın vicdanı aynı hızla gelişmez. Kriz tam da burada başlar. Roman, Kozmik Keşiş Filofey’in mektuplarıyla açılır. Filofey bir Tanrı değildir; hüküm vermez, kurtarmaz, zorlamaz. O yalnızca görür ve bildirir. İyiyle kötüyü ayırt edebildiğini söyler ama seçimi insanlığa bırakır. Bu yönüyle Filofey, peygambervari bir uyarıcıdır: Hakikati taşır, bedelini bilir ve yine de konuşur.
Robert ise bu uyarının yeryüzündeki vicdan yankısıdır. Ne bir liderdir ne de bir kurtarıcı. O, milyonların sustuğu yerde konuşan azınlığı temsil eder. Tam da bu yüzden tehdit olarak algılanır. Çünkü hakikat umut değil, sorumluluk taşır. İnsanlar gerçeği duymak istemez; duyduklarında öfkeyle inkâr eder, hakikati getirenleri linç eder. Kassandra’nın laneti burada yeniden yaşanır: Kehanet doğrudur ama inanılmaz.
Romanın en çarpıcı düşüncelerinden biri, anne karnındaki çocukların dünyaya gelmek istememesi fikridir. Bu, geleceğin değil bugünün yargısıdır. Çocuk, insanlığın gidişatını sezer ve bu kötülük döngüsüne dahil olmayı reddeder. Aytmatov burada kötülüğü metafizik bir güç olarak değil, insanın eğitilmemiş, yüzleşilmemiş doğası olarak ele alır. Kötülük bir kişiden