Fatma Sonay

Fatma Sonay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·176 syf.·
29 günde okudu
·
2025 42. kitabı
Serdar Nurmedov
8.3/10 · 82 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir gösteri sahnesidir yaşam, Ve her yaşamın bir melodisi vardır, Her tınısında bir düş, bir umut, bir erteleme… Öyle bir karmaşa çıkarır ki insan sahnede, Yaşamın melodisi duyulmaz olur bu gürültüde… Akıllarda rolün nasıl oynandığı kalır, Ve sahne, sessizce kapanır…
Şiir
"Aşağıdaki metafor size benliğin tüm düşünce, duygu, anılar ve duyumlarımız için bir bağlam ve kendini sergileyebilme alanı olduğunu, belleğin bunların hepsini kapsadığını ama onlardan ayrı bir yapı olduğunu anlamanıza yardımcı olacak. Bir tarlanın ortasında, sıcak bir yaz gecesinde sırtüstü yattığınızı hayal edin. Karanlık bir gece, gökyüzüne bakıyorsunuz ve gökyüzünün genişliğinde sayısız yıldız görüyorsunuz. Şimdi kendinizi gökyüzü olarak hayal edin. Yukarıdan aşağıya baktığınızda sürekli değişen hava durumunu fark edin. Hava değişse bile -örneğin kara bulutlar gelip geçerken- gökyüzünün değişmediğini fark edin. Biz insanların gökyüzüne benzeyen bir parçası var. O da gözlemleyen benliğimiz ya da bir diğer adı ile bağlamsal benliğimiz. Bulutlar ve hava durumu sürekli değişen duygu ve düşüncelerimiz gibidir. Düşüncelerimiz ve hislerimiz bazen bir fırtına gibi karanlık ve korkutucu, bazen de güneşli bir bahar günü gibi hafif ve sıcaktır. Hava durumu hakkında kesin olan bir şey varsa, o da tıpkı düşünce ve hislerimiz gibi mutlaka değişeceğidir. Tıpkı gökyüzünün hiçbir hava koşullarından etkilenmediği gibi bir gün bağlamsal benliğimiz de ne kadar zor ve acı verici olursa olsun, duygu ve düşüncelerimizden etkilenmez veya zarar görmez. Bütün deneyimlerimizi içeren gökyüzü gibi bir parçamız var ama deneyimlerinizle aynı değil, onlardan daha büyük. Bazen bulutlar o kadar kalın olur ki gökyüzünü göremeyiz ama gökyüzü her zaman değişmeden kalır."
Sayfa 138·Kitabı okudu
"... Eğer kısaca tanımlamak gerekirse, 'kabul etmek' bir olayı veya durumu olduğu gibi kabul etmek anlamına gelir. Eğer benzetmek gerekirse, içi dolu bir çöp poşetini olduğu gibi çöp olarak kabul etmek. İçinde ne var ne yok, çöp poşeti nasıl oldu da ağzına kadar doldu? Bunun gibi ayrıntılara ve birtakım sebep ve gerekçelere takılmadan, olduğu gibi onun çöp olduğunu kabul etmek. Bir bütün olarak. Diyelim ki benim canım sıkkın. Niye sıkkın, neye sıkkın, ne kadar daha sıkkın olacak gibi detaylara girmeden, canımın sıkkın olduğunu kabul etmek. Burada sebep, gerekçe ya da altta yatan detaya takılmadan canım sıkkın olduğunu, olduğu gibi kabul etmekten söz ediyorum."
Sayfa 119·Kitabı okudu
Bir kitap fuarı dönüşü. 🥰