Aramanın bulmaktan kutsal olduğunu biIenler dünyanın hazinelerine değil, sırlarına meylederler. Ben de öyle yapmak niyetindeydim ve bu ancak her şeyi unutturacak, şuurumu durultacak bir rüya ile mümkündü.
Rüya tasarlayana kadar da, dünyanın iflah olmaz maddeselliğini temsil eden her şeye başkalarının hayatlarını, hikâyelerini, çöllerini, bilinçlerinin altında ve üstünde hareket halinde olan renkleri didikleyerek ya da kitap okuyarak direniyordum.
Başkalarının yerine yaşadıkça, yeni ruhları keşfettikçe, hem rüyalarım için malzemeler toplamış oluyor hem de huzursuzluğumu seyreltiyordum. Kendimi bildiğim günden beri beni kuşatan bir durumdu bu. Herkesin eğlendiği meşgalelere karşı alaka duyamamak ... Kitapların içinde sıkışıp kalmak ...