Aşk benim için sadece okunan bir kitap değil, hissedilen bir kitaptı. İnce yapısına rağmen içinde oldukça derin duygular taşıyordu. Okuması yormayan, aksine insanı rahatlatan bir yanı vardı. Kitabın içindeki çizimler, kapağındaki renkler ve genel havası çok zarifti; sanki ruhun renklerini taşıyordu. İnce ama asaletli bir kitap gibiydi.
Kitap boyunca aşkın sadece bir insana duyulan romantik bir his olmadığını düşündüm. İnsan doğaya, Allah’a, annesine babasına, çocuğuna, hatta bir öğretmenine bile aşkla bağlanabilir. Çünkü bana göre aşk insanı canlı tutan bir duygu. Bazen kalp sancısı, bazen midede uçuşan kelebekler… Ama ne şekilde olursa olsun insana yaşadığını hissettiriyor. Belki de bu yüzden aşkla olan kalp pas tutmuyor; sevgi insanın içindeki kiri ve pası arındırıyor.
Biliyorsunuz, ülkemizdeki kaçakçılığın bir numarası “uyuşturucu-narkotik“, ikincisi“silah“, üçüncüsü “tarihi eser“dir. Ancak bunların hepsinden büyük ve eski kaçakçılık daima devletteki yolsuzluktur.