Beni diyar diyar gezdirdi, İçimde ki çocuğu uyandırdı Küçük Prens. Çocuklara yazılmış bir üslubu ve amacı olmasının yanında aslında daha geniş kitlelere de hitap edebilme yeteneği var kitabın. Küçük bir çocuğun gözünden paranın ünvanın ve mevkinin dünyada değer verilen her şeyin aslında ne kadar değersiz olduğunu gözler önüne seriyor yazar. Kitap her paragrafında o kadar derin anlamlar taşıyor ki insan kendini durup bir dakika o paragrafın üstünde düşünmekten alıkoyamıyor.
“Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: “Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinde sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.” Yazarın bu paragrafta anlattıkları bana o kadar tanıdık geliyor ki, öyle ya da böyle benim de bu düzenin parçası olduğumu farkediyorum.
Kral, Kendini beğenmiş adam, sarhoş, iş adamı, bekçi, kaşif, demir yolu makasçısı ve satıcı.. Bu insanlar aslında günlük hayatımızda hepimizin karşılaştığı belki bizlerin de onlardan biri olduğumuz yetişkin tiplerini temsil ederler, bencil, materyalist, hükmetme arzusuyla yanan…
Her yaşa hitap eden sanırım sürekli okuyacağım bu kitabı kesinlikle okuyun; hayal dünyanızla bağlantı kurmanıza o kadar yardımcı oluyor ki inanamıcaksınız.. :)