Furkan

Furkan
@FurkanAltay
beni sadece uyutan değil beni hayatta tutan berrak bir ninniydi annemin sesi . bir dua gibi inerdi üzerime pamuk helvadan yumuşak nefesi ve ben o duanın sıcaklığında yumuşaklığında mışıl mışıl uyurdum . ah dost…! yurt dediğin biraz anne kokusu biraz anne kucağı biraz da anne duasıdır babam dağlara benzeyen bir adamdı konuşmazdı fazla ama suskunluğu dağ kadar ağırdı . -ah dost…! insan bazen bir dağın yalnızlığıdır-
Şiir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
TÜRLER MAHKEMESİ
Bir gün bütün canlılar toplansa bir ovada, Kurt, serçe, karınca, balina, ceylan, aslan. Ve deseler ki: “Hesap vakti geldi, yargılanacak bir tür var bugün.” Kimse birbirinin adını vermezdi. . (Çünkü aslan açlıktan öldürür, Kaplan karnı doyunca avını bırakır, Arı korkudan sokar, Karınca yuvasını korur.) Ama bir tür var ki; Tokken de öldürür, Korkmazken de vurur, İhtiyacından fazlasını yağmalar, Geleceği bugünden çalar, Kendi soyunu bile açlığa mahkûm eder. . Suyu zehirli bir irine çevirir, Plastikten yeni kıtalar yaratır okyanusta. Sonra da şaşırarak bakar: “Bu güneş neden bizi yakıyor?” diye. . Bir tür var ki; Toprağın kalbini deşer, Havayı zehirler. Denizleri çöplüğe, Ormanları mezarlığa döndürür. Sonra da dönüp sorar: “Bu iklim neden değişiyor?”
Şiir
Aile
-bütün çiçekler anndm kokar- annem reçel ve dua karışımı gül kokulu bir sabah babam heybetli bir dağın ardından doğan sabah güneşi . ben iki sevginin ortasında büyüyen utangaç bir hikaye annem buğusu üstünde tüten sabahın ilk ekmeği sıcak ve merhametli babam kapı eşiğinde batmayı bekleyen akşam güneşi yorgun ama vakur . ben iki merhametin arasında yatmayı bekleyen utangaç bir gölge annem sesi içimde şifalı bir ninni babam bakışı arkamda sessiz bir dağ .
Şiir
Sayıların Utancı
Hayatı bir performans raporu sanıyoruz bugünlerde; sürekli üretmek, sürekli tüketmek, hep önde olmak. Durup bir gökyüzüne bakacak vaktimiz yok, bir çiçeğin açışını bekleyecek sabrımız da. Her şeyi rakamlarla ölçüyoruz; sadakati, emeği, hatta dökülen gözyaşlarını bile. . Oysa en kıymetli şeyler, sayıların diline tercüme edilemeyenlerdir. Bir yetimin sessizliği kaç hane eder? Ya da bir ihtiyarın pencere kenarına sığdırdığı bekleyişi? Her şeyin hızını biliyoruz; internetin, trenlerin, geçen günlerin, gezegenlerin, akan nehirlerin. Fakat kalbe düşen bir ayrılık yangınının, bütün bir ruhu hangi hızla küle çevirdiğini tahmin edemiyoruz. İnsanlar artık vitrinlerle tanımlıyor kendini; Her şeyi görünür kılmaya çalışıyor. Hangi markayı giydiğini, nerede yediğini, içtiğini. Etiketlerin parıltısı gurur kaynağı oluyor. Rakamlarla anlatıyor kendini; Sanal meydanlarda sahte gölgeler büyütüyor. Takipçi sayısıyla, Tıklanma sayısıyla, aldığı beğeniyle övünüyor. Bir ekranın ışığında parlayan rakamlar, dijital kalabalıklar arasında, insana kendi cüceliğini dev gösteriyor.
Şiir