Bu kitapta olmayan yok : Aksiyon, akıl oyunları, macera, dram... Kalın olmasına karşı hiç durağanlık vermeyen akıcı bir kitap oldu benim için. Kitabın bitmesini hiç ama hiç istemedim.
Baş karakter Nicholai'ye hayran kalmamak elde değil. Kendisi yarı Rus yarı Alman asıllı bir karakter.Buna rağmen gençliğinde hiçbir vatandaşlığı olmamasına karşı ağır bir tutsaklık dönemi geçirmiş ve bu dönemde herhangi bir vatandaşlığa sahip olmamasından onun arkasında durap onu savunabilecek ülke yoktur.
Nicholai'nin birçok kültürle iç içe oluşu küçüklüğünden itibaren 7 dili ana dili gibi konuşmasına sebep olmuştur. Kendisinin 'yakın algılama' ve 'çıplak elle imha taktikleri' özellikleriyle kitaba ayrı bir boyut kazandırmış. ( Yazar bu taktiklerin detaylarını paylaşmıyor. Sebebi diğer kitaplarında paylaştığı dağa tırmanma yöntemi sebebiyle bir kişinin ölmesi ve müzede iyi korunan bir tablonun nasıl çalınabilceğinden ayrıntıya girmesinden sonra Milano Müzesi'nden üç tablo anlatılan yöntemlerin birebir şekilde çalınmasıyla sorumluluk almak istememiş.Durum böyle olunca insan acaba nasıldır diye merak etmiyor değil .)
Kitabın mağara keşif bölümü en beğendiğim bölüm oldu. Yazarın harika betimlemeleriyle sizde Nicholai ve Le Cagot ile birlikte mağaranın derinliklerini keşfedecek; Le Cagot'un espilerine birlikte gülüp, dosthane sohbetine ortak olacaksınız :)