“Bir şeylerin pişmanlığıyla harcadığımız her ânı” diye mırıldandı beyaz saçlı adam, “yapmadığımız için pişman olacağımız başka şeylerden çalıyoruz!”
Bir ömür sabırla, sesinin yankısının karşı dağdan dönüp gelmesini bekleyen insanlar da var.
Gökhan Özcan
Zaman da böyle biraz. Geçip gittiğinde anlıyoruz zamanın kıymetini. Dünya çocukluğunu, genç zamanlarını özleyen insanlarla dolu. Sanki her şey bitmiş, hayatın onlara sunduğu imkanlar tükenmiş gibi… Oysa genç zamanlarına hayıflanmakla geçirecekleri zamanı da bir gün özlemle hatırlayacak, yaşayamadıkları şeylerin pişmanlığını hissedecekler. Böyle bir görme bozukluğu var insanın. Varken, bizimleyken, yanımızdayken bilemiyoruz hiçbir şeyin değerini. Çünkü hayatın hep başka bir yerde, başka bir zamanda olduğuna inandırmışlar bizi. Ya geçip gitmiş her şey ya da henüz gelmemiş zamanı. Bulunduğumuz anın insanı olamıyoruz yani pek; gözümüz ya geçmişte ya gelecekte ya da bizim olmayan başka bir hikâyede. Bir şeyleri yaşamayı kaçırıyoruz hep bu sebeple. Öyle değil mi; keşkelerimiz, yaşamayı kaçırdığımız şeylerin pişmanlıklarından türetmiyor mu çoğu zaman kendilerini?
Gökhan Özcan