Brian Fay

Brian Fay

Yazar
7.3/10
3 Kişi
·
6
Okunma
·
1
Beğeni
·
558
Gösterim
Adı:
Brian Fay
Unvan:
Felsefe profesörü
Connecticut Wesleyan Üniversitesi’nde felsefe profesörüdür. Yayımlanmış kitapları Social Theory and Political Practice (1976); Critical Social Science (1986) ve Contemporary Philosophy of Social Science: A Multicultural Approach’dur (1996); editörlüğünü yaptığı kitaplarsa Louis Mink: Historical Understanding (1987) ve yakında yayımlanacak olan Contemporary History and Theory: The Linguistic Turn and Beyond’dur. 1992 senesinden beri History and Theory dergisinin yayın yönetmenliğini yapmaktadır. Temel ilgi alanları, sosyal bilim incelemelerinin doğası ve bunun siyaset ve etikle ilişkisidir.
Hikâyeler yaşanıyor mu yoksa sadece anlatılıyor mu? Bu soruya verilecek en iyi yanıt, varsaydığı yanlış ikiliğe -ya yaşandıkları ya da anlatıldıkları varsayımına- saldırmaktır. Hikâyeler yaşanıyor çünkü insani etkinliğin karakteri ve biçimi içkin olarak anlatısaldır. Bizler herhangi bir eylemde bulunurken "geçmiş ile geleceği birbirine bağlıyoruz". Ancak aynı zamanda hikâyeler anlatılıyor da; çünkü eskiye baktığımızda, eylem anında kavrayamadığımız anlatı kalıplarını kavrayabiliyoruz. Eylemde bulunurken hikâyeler anlatıyoruz ve eylemlerimizi icra ettikten sonra da onlar hakkında hikâyeler anlatmayı sürdürüyoruz. Bu karmaşık görüşü ifade etmek için yeni sözcükler yaratmak gerekirse, hayatlarımız öyküleniyor ve öykülerimiz yaşanıyor.
Brian Fay
Sayfa 258 - Ayrıntı Yayınları
Ötekilerin davranışlarının anlamı, kendilerinin bunlarla ne kastettikleri değil, kendilerinin anladıkları haliyle bunların bizim için taşıdığı anlamdır. Dolayısıyla, anlamın bütün boyutlarında, bir edimin hem onu icra edenler için hem de bizim için taşıdığı anlam yürürlüktedir.
Brian Fay
Sayfa 202 - Ayrıntı Yayınları
Eğer "bilmek", "aynı deneyimleri yaşamak" olarak tanımlanır ve insanların deneyimlerindeki derin farklılıklara vurgu yapılırsa, o zaman, bu soruya ilk başta rahatlıkla evet yanıtı verilebilir. Sadece bana çok benzeyen insanlar benim karakteristik deneyimlerimi yaşayabilirler ve dolayısıyla sadece benim gibi insanlar beni anlayabilirler. Bu sizin için de geçerlidir. Buradan içeriden epistemoloji öğretisi ortaya çıkıyor: Birisini bilmek için o olmalısınız.
Brian Fay
Sayfa 44 - Ayrıntı Yayınları
Sorudaki "ötekiler"in "maksatlı edimler icra eden aktörler" olduğunu varsayıyorum. Aktörler akşam yemeği yiyor, evleniyor, adaylardan birine değil de ötekine oy veriyor, göç ediyor, tartışıyor, fıkra anlatıyor, otoriteye başkaldıryor ve bir gerekçe için icra edilen sayısız başka davranışta bulunuyor.
Öteki aktörlerin genelde rasyonel olduğunu varsaymalıyız fakat onların her zaman rasyonel olduğunu varsaymamız gerekmiyor. Dahası, neyin rasyonel olduğunun kendisi de zaman ve mekâna göre değişebiliyor.
Brian Fay
Sayfa 148 - Ayrıntı Yayınları
Ötekilerle ilişki kurmada farklılık ya da benzerliği değil, farklılık ve benzerliği seçmeliyiz.
Bu bölümün sorusuna gelecek olursak: Tanınabilecek ölçüde farklı kültürlerde yaşayan insanlar, farklı dünyalarda yaşıyor olamazlar. Fakat bunlar aynı dünyada farklı biçimlerde yaşıyor olabilirler.
Brian Fay
Sayfa 123 - Ayrıntı Yayınları
Evet, anlamak sosyal bilimler için gereklidir fakat sosyal bilimler için açıklama da gereklidir. (...)
O halde, ötekileri anlamak için onların bakış açısını mı benimsemeliyiz? Evet çünkü aktörler için ne anlam ifade ettiklerini bilmeden maksatlı fenomenleri ve bunların sonuçlarını kavrayamayız. Hayır çünkü bu fenomenlerin açıklanması için, genellikle, ilgili aktörlerin kavramsal kaynaklarının ötesine geçmek gerekir.
Brian Fay
Sayfa 178 - Ayrıntı Yayınları
Sırf belli bir kültürde kültürlendiğimiz ya da belli bir toplumda toplumsallaştığımız için bunlara mahkûm olduğumuzu ya da bunlar tarafından belirlendiğimizi düşünmemiz için herhangi bir gerekçe bulunmuyor. (...)
Dolayısıyla, acaba bizi biz yapan şey kültürümüz ve toplumumuz mudur? Bu soruya basit bir evet ya da hayır yanıtı verilemez. Eğer "yapma" ile "mümkün kılma ve/veya kısıtlamayı" anlıyorsanız, o zaman, bizi gerçekten kültürümüz ve toplumumuz biz yapıyor (yine de, bunu, herhangi bir maddeyi belli bir kalıba zorlayan bir presleme makinası olarak görmemeye dikkat etmeliyiz). Fakat eğer "yapma" ile "belirlemeyi" kast ediyorsanız, o zaman bizi biz yapan şey kültürümüz ve toplumumuz değildir: Bizler, kültürlenme ve toplumsallaşma sürecinde, kültürel zorluklar ve toplumsal kuralların sanki mum kalıbıymışız gibi şekil verdiği pasif varlıklar değiliz (gene de, uyarlayıcı eklinliğimizi sınırsız olarak görmemeye ya da kültür ve toplumumuzun sunduğu kaynakları yok saymamaya dikkat etmeliyiz.)
Brian Fay
Sayfa 97 - Ayrıntı Yayınları
Benim gördüğüm, kitap etkinliklerinin ve buluşmalarının düzenlenmesi iyi bir şey. Aksini söylemek ilk etapta meselenin popüler kısımlarından dem vurmak ve sorulduğunda genel geçer bir cevabı sunmaktan yoksun olmak gibidir. Veya değildir, varsa görüşü olan, aydınlatsın bizi. En azından bu platform üzerinden tecrübe ettiğim ilk kitap tahlil buluşması birkaç izlenim edinmemi sağladı. Belki de bunların hatırınaydı önerdiğim kitaplardan birisinin bu kitap olması. Belki de bundandır takındığım Raskolnikov tutumu.

Raskolnikov demişken, o da tecrübe ettiği suç yüzünden yoğun bir Allah ağrısı çekti. Ama bu tecrübe; ona suçun ve cezanın aynı anda hem ahlâklı hem de ahlâksız kişiler oluşturduğunu, kötülüğün olduğu yerde iyilik, zorluğun yakınlarında kolaylıklar olduğunu da bildirmiş oldu. Yani sorulduğunda ellerini iki yana açıp bilmediğini iddia edebilme cesaretini tanımış oldu. Etkinlik boyunca konuştuğumuz meseleler, her birisi ötekinden deneyimli, suçlu, cezalı ve hem ahlâki hem de gayri ahlâki duruşlu insanları tanıma şerefini bağışladı. Farklılıkların bir husumet sebebi olmadığını, farklı bakanın haklı değil, sadece farklı gördüğünü ve bizi var edenin de bir nebze de o görüşün olduğuna dair güzel izler bıraktı harcadığım çeyrek günüm. Tabi kısmen de olumsuzluklar içerdiğini de...

Meseleyi oradan buradan getirip kitaba bağlama ruhsatını da kendime vermiş oldum böylece:
Bizler kimleriz?
Kimler değiliz?
Birbirimize anlattığımız her şey; inandığımız, yok saydığımız, peşinden koştuğumuz ve biraz da o şekilde öldüğümüz her şey yaşadıklarımız mıdır yoksa sadece anlattıklarımız mı?
Rasyonel miyiz, yoksa yarın büyük yalancılar olacağımız halde bugün doğruyu söylediğine inananlar mı?
Birbirimizi anlamamız, hak vermemiz, gözlerimizin içine bakmamız için illa ki aynı duyguları, acıları, hüsranları mı yaşamamız lazım?
Bizi var eden şey nedir, kültür mü?
Anlatılarımız hikaye midir, yoksa birer hakikat mi?

Bu soruların ve daha fazlasının ardından koşmak için ideal bir kitap: Çağdaş Sosyal Bilimler Felsefesi . Üslup konusunda olabildikçe orta yolu tutturmuş olsa da yer yer bilimsellikten ödün vermediği de açık. Hatta daha da ileriye giderek farklılıkların biraz da tehlike olduğunu da ekliyor. Bana kalırsa giderek mutlakiyetçi bir dünyada çizilmeye cesaret edilen perspektivistik bir kitap: bir de şöyle bakacağız, diyen bir kitap. Bir kolaylık olsun da okuyalım diyecekler olursa meseleye soru-cevap mantığıyla baksınlar. Soruyu okusunlar, kendi cevaplarını verip sonra sonuç kısmına geçsinler. Böylece mukayese etme şansı da olur.

Ha bu arada, yalnızca kitap tahlil buluşmaları için değil bunca söz. Herhangi bir yenilikle, farklılıkla karşılaşırken de benzer görüşler ehemmiyet taşır. Zararsız acayiplikler güzeldir. Hiç olmazsa kendimizi göreceğimiz aynalar tanırız. Dolayısıyla kitaptan sonra eteğimizdeki taşları dökmüş olacağız. Herkes nerede olduğunu görmüş olur. Veya nerede olmadığını. Allah, hayretimizi arttırsın.
Brian Fay'ın ele almış olduğu bu eser her sosyal bilimcinin okuması gereken bir kitap. Kitapta sujenin düşüncesine konu olan ve sujeyi kendisi üzerinde düşündürmeye çalışan dış sferin( yani toplumun) suje tarafından algılanışı ve topluma farklı perspektiflerden yaklaşımı temel alıyor. yani çok kültürlü bir yaklaşım ile diyalektik tarzı ortaya koymaya çalışıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Brian Fay
Unvan:
Felsefe profesörü
Connecticut Wesleyan Üniversitesi’nde felsefe profesörüdür. Yayımlanmış kitapları Social Theory and Political Practice (1976); Critical Social Science (1986) ve Contemporary Philosophy of Social Science: A Multicultural Approach’dur (1996); editörlüğünü yaptığı kitaplarsa Louis Mink: Historical Understanding (1987) ve yakında yayımlanacak olan Contemporary History and Theory: The Linguistic Turn and Beyond’dur. 1992 senesinden beri History and Theory dergisinin yayın yönetmenliğini yapmaktadır. Temel ilgi alanları, sosyal bilim incelemelerinin doğası ve bunun siyaset ve etikle ilişkisidir.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 6 okur okudu.
  • 7 okur okuyacak.