İnsanların serinin ikinci kitabı olan Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler'i beğenmediğini, hatta ilk kitabın çok altında bulduğunu okumuştum ama ben buna kesinlikle katılmıyorum. Bu kitap benim için ilk kitaptan çok daha iyiydi.
Aslında bu seriyi güzel yapan şey tamamıyla orijinalliği. Hırsızlığı, dolandırıcılığı konu alan bir epik fantastik var olduğunu sanmıyorum. Bu başlı başına kitabı orijinal yapıyor. İkinci mesele kitabın geçtiği mekânlar. Ada şehirleri de bu tür, hatta genel olarak fantastik edebiyat için hayli alışılmadık bir şey. Haliyle denizcilikle ilgili birçok şey görüyoruz kitapta.
Denizcilik demişken, ana konusu korsanlık olan bir epik fantastik kitabı okuyan var mı aranızda? Bu kitabı okuyana kadar ben böyle bir şeye rastlamamıştım. Yazarlar için deniz ve denizcilik yazması zor konulardır. Yazar olan insan aynı zamanda okurdur ve haliyle hayatında pek gezip tozmamıştır ki bu denizde hemen hemen hiç vakit geçirmemek demektir. İşine önem veren yazar da hata yapmaktan korkar, haliyle bilmediği konulara pek girişmez. Denizse pek de okumayla öğrenilecek bir şey değildir. Denizcilik ise bambaşka bir mevzudur.
Denizciler kendilerine yeni bir dil üretmiş gibi konuşurlar. Denizde geçen bir kitap yazmış birisi olarak (Bkz: Kıyılmışların Gemisi) yazarımızı az çok anlayabiliyorum. Üstelik benim kitabım pek üst düzey değildi, 149 sayfalık bir hikâye kitabıydı ve ana konusu asla denizcilik değildi. Buna rağmen denizcilikle ilgili hayli araştırma yapmak zorunda kalmıştım.
Yazarın bu kitabı yazarken bilgisayar başında ne kadar vakit geçirdiğini düşünmek bile istemiyorum. Sadece terimleri öğrenmek bile günleri alır ki Scoot Lynch gibi ayrıntılara önem veren bir yazar yarısı korsan gemisinde geçen bir kitabı 'İskele alabanda!' deyip gemi sola döndü diyerek atlamaz ki